Meke Gölü Gezi Rehberi: Anadolu’nun Volkanik İzi

Ayakkabılarınızın altında ezilen kurumuş tuz tabakasının çıkardığı o ince çıtırtıyı hayal edin. Rüzgar, yüzünüze hafif serin ama yoğun bir topraksı koku taşıyor. Burası daha önce gördüğünüz hiçbir sulak alana benzemiyor. Konya’nın düz yollarında ilerlerken Karapınar civarında aniden karşınıza çıkan Meke Gölü, doğanın ne kadar sert kararlar verebileceğini yüzünüze vuruyor. Zamanında dünyanın nazar boncuğu olarak anılan bu volkanik krater, bugün sularının büyük bir kısmını kaybetmiş durumda. Fakat o vahşi, kızıl ve ıssız dokusuyla insanı garip bir şekilde kendine çekmeye devam ediyor. Gittik, etrafındaki sönmüş tepeyi adımladık ve o mutlak sessizliğin içinde kaybolduk.

Meke Gölü Nedir ve Nerededir?

Uçsuz bucaksız Konya ovasının tam kalbinde, çölleşme tehlikesiyle yüz yüze olan Karapınar ilçesi sınırları içinde yer alıyor Meke. Aslında burası çift patlamalı çok nadir bir jeolojik sistemin eseri. Binlerce yıl önce ana magma patlaması geniş bir çukur oluşturmuş. Yıllar sonra tam da aynı noktadan bir patlama daha gerçekleşip gölün ortasındaki o meşhur siyah ve kızıl renkli koniyi meydana getirmiş.

Şehir merkezinden aracınızla yaklaşık bir buçuk saat süren, dümdüz ve oldukça rahat bir asfalt yolculuğu ile buraya ulaşıyorsunuz. Direksiyon sallarken etrafınızdaki bitki örtüsünün yavaş yavaş bozkıra, hatta yer yer ince kumlu bir çöl iklimine dönüştüğünü fark edeceksiniz. Camı hafifçe araladığınızda içeri dolan kuru hava, sizi nasıl bir coğrafyanın beklediğinin ilk sinyallerini veriyor.

Bu Volkanik Krater Neden Görülmeli?

Suyu çekilmiş, kurumuş bir göle neden gidilir diye düşünebilirsiniz. Haklılık payınız var; o eski, turkuaz renkli masmavi suları yansıtan fotoğraflardaki manzarayı bulamayacaksınız. Ancak suların çekilmesiyle ortaya çıkan o kıraç toprak ve heybetli koni, insana kendini Mars yüzeyinde yürüyormuş gibi hissettiriyor. Çatlamış toprakların üzerinde yürümek, doğanın döngüsüne birinci elden şahitlik etmenizi sağlıyor.

Özellikle fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, ikindi vaktinde o devasa volkanik krater yapısının gölgelerle oynayışını izlemek ciddi anlamda tatmin edici. Etrafta pek kimsenin olmadığı erken bir sabah saatinde koninin eteklerine doğru yürüyüşe çıkın. Oradaki sessizlik o kadar yoğun ki, bir süre sonra sadece kendi kalp atışınızı ve rüzgarın uğultusunu duyuyorsunuz. Eski halini bilip şimdiki halini görmek, dünyanın nasıl değiştiğini anlamak adına çok öğretici bir deneyim sunuyor.

Meke İçin Hap Pratik Bilgiler

Yola çıkmadan önce işinizi oldukça kolaylaştıracak, deneyimleyerek öğrendiğimiz bazı pratik notları şuraya bırakıyorum:

  • Ulaşım: Karapınar ilçe merkezine sadece 8-9 kilometre uzaklıkta. Toplu taşıma pek pratik değil, kendi aracınızla veya araç kiralayarak gitmek en mantıklı yol. Ana yoldaki kahverengi tabelaları takip etmeniz yeterli.
  • Ne Zaman Gidilir?: Kesinlikle ilkbahar ya da sonbahar ayları. Yazın o kavurucu Konya sıcağında, gölge namına hiçbir şeyin olmadığı kraterin etrafında yürümek eziyete dönüşüyor.
  • Giriş Ücreti: Alanda herhangi bir turnike, gişe veya biletleme sistemi bulunmuyor. Arabanızı uygun bir yere çekip ücretsiz bir şekilde gezebilirsiniz.
  • Ekipman: Sular çekilmiş olsa da zemin yer yer yumuşak, çamurlu ve yüksek oranda tuzlu olabiliyor. Mutlaka altı kalın, kirlenmesini dert etmeyeceğiniz bir yürüyüş ayakkabısı giyin.

Konya ve Karapınar Çevresinde Başka Neler Yapılır?

Sırf bu krateri görmek için o kadar yol tepmişken, çevredeki diğer yerel detayları atlamak olmaz. Buraya kadar gelmişken hemen 15-20 dakika mesafedeki Acıgöl’e de mutlaka uğrayın. Acıgöl, Meke’nin aksine sularını hala koruyan, lacivert rengiyle göz alan ve yaz aylarında yerel halkın serinlemek için girdiği devasa bir obruk gölü. İki göl arasındaki zıtlık gerçekten görülmeye değer.

Yemek konusuna gelirsek; Konya denilince akla haklı olarak direkt etli ekmek gelir. Ancak Karapınar’ın kendine has, ağır ağır pişen fırın kebabını tatmadan bölgeden ayrılırsanız çok şey kaçırırsınız. Biz ilçe merkezinde, sadece öğle saatlerinde açık olan salaş bir esnaf lokantasına oturduk. Bakır tabaklarda servis edilen o kendi yağıyla yumuşacık olmuş kuzunun lezzeti hala damağımda. Yemekten sonra üzerine içeceğiniz demli bir çay, o yorucu krater yürüyüşünün tüm tozunu pasını alıp götürüyor.

Gitmeden Önce Aklınızda Bulunsun

Bölgeyi gezerken yanınıza mutlaka bir termos dolusu sıcak kahve veya çay alın. Arabanızı kraterin tam karşısına çektikten sonra bagaj kapağına oturup o kahveyi yudumlamak, inanın bu kısa gezinin en keyif veren anı olacak. Rüzgarın aşındırdığı o devasa kızıl tepeye bakarken doğanın kendi bildiğini okuduğunu, bizim ise sadece kısa süreli misafirler olduğumuzu bir kez daha idrak edeceksiniz.

Çantanıza ekstra su koymayı ve mevsim ne olursa olsun güneş kreminizi sürmeyi ihmal etmeyin. Beklentilerinizi devasa sulak alanlardan ziyade, jeolojik bir harikayı inceleme yönünde ayarlayın. Gidin, o kuru toprağa dokunun ve bozkırın ortasındaki bu devasa sessizliğin tadını çıkarın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir