Blaundus Gezi Rehberi: Kanyon Kenarı Antik Kent

Uşak’ın kavurucu yaz sıcağı yerini serin, tatlı bir rüzgara bırakırken, devasa bir uçurumun kenarında öylece duruyorduk. Ayaklarımızın altından sessizce süzülen Ulubey Kanyonu’nun o derin boşluğuna, asırlık taşların rüzgarla fısıldaşması karışıyordu. Toprağa bastığınız an burnunuza dolan o kuru çalı ve kekik kokusu, Anadolu’nun en sert, en gerçek hallerinden birini sunuyor size. İşte tam o an, neden buraya bir Kanyon Kenarı Antik Kent dendiğini iliklerime kadar hissettim. Blaundus, etrafı çitlerle çevrili, dümdüz yolları olan sıradan bir harabe ziyareti değil. Burası Helenistik dönemin askeri dehasıyla doğanın acımasız vahşi yüzünün yüzleştiği bir sınır karakolu.

Blaundus Antik Kenti Nedir ve Nerededir?

Büyük İskender’in Anadolu seferi sonrası Makedonyalı askerler tarafından kurulan Blaundus, Uşak il sınırları içindeki Ulubey ilçesine bağlı Sülümenli köyünde yer alıyor. Roma döneminde ise iyice gelişerek önemli bir merkeze dönüşmüş. Ancak onu asıl farklı kılan şey coğrafyası. Kanyonun içine doğru adeta bir dil gibi uzanan yarımada şeklindeki bir burnun tam tepesine inşa edilmiş.

Karayla bağlantısı olan sadece tek bir giriş kapısı var, geri kalan her yer derinliği metrelerce aşağıya inen dik uçurum. Askeri bir üs olarak kurulmasının hakkını fazlasıyla veriyor. Yıllarca süren depremler ve doğa olayları burayı yıpratmış olsa da, o heybetli duruşundan hiçbir şey kaybetmemiş.

Bu Kanyon Kenarı Antik Kent Rotanıza Neden Girmeli?

Türkiye’de sayısız ören yeri gezdim, toprak altından çıkarılan binlerce yıllık şehirlere dokundum. Fakat doğayla bu kadar iç içe geçmiş, çıplak ve dokusu bozulmamış çok az yer gördüm. Restore edilmiş kusursuz, pürüzsüz mermer sütunlar yerine, zamanın ve rüzgarın aşındırdığı devasa taş bloklar arıyorsanız burası tam size göre. Tipik bir Kanyon Kenarı Antik Kent olmasının verdiği avantajla, harabelerin arasından güneşi batırırken göreceğiniz manzara zihninize kazınıyor.

Antik kentin içine doğru yürüdükçe stadyumun kalıntılarını, tiyatronun silüetini ve uçurumun duvarlarına oyulmuş kaya mezarlarını fark ediyorsunuz. O devasa vadinin kıyısındaki tapınak kalıntılarına oturup aşağıda yavaşça kıvrılan dereyi izlemek, insana kendi küçüklüğünü hatırlatıyor. Şehrin gürültüsünden uzak, telefonların çekmediği bir boşlukta sadece rüzgarın sesiyle baş başa kalmak ruhu dinlendiriyor.

Gitmeden Önce Bilmeniz Gereken Hap Bilgiler

Yola çıkmadan önce işinizi kolaylaştıracak, bizim de deneyimleyerek öğrendiğimiz bazı pratik bilgileri şöyle toparladım:

  • Ulaşım ve Yol Durumu: Uşak merkezden kendi aracınızla yaklaşık 40-45 kilometre sürüyor. Ulubey ilçesini geçtikten sonra Sülümenli tabelalarını takip etmeniz yeterli. Köy yolları oldukça düzgün ve asfalt, ancak antik kentin girişine yaklaşırken zemin biraz bozuluyor. Bölgeye toplu taşıma hizmeti bulunmuyor, bu yüzden şahsi araç veya araç kiralama şart.
  • Doğru Ekipman: Burası taşlık, yer yer kaygan olabilen engebeli bir arazi. Topuklu ayakkabı veya ince tabanlı sandaletlerle gezmek eziyete dönüşebilir. Ayağınızı kavrayan kalın tabanlı bir yürüyüş ayakkabısı giymeniz hayat kurtarır.
  • Ziyaret Zamanı: Tepe bir noktada olduğu için çok fazla rüzgar alıyor. Yazın öğle saatlerinde tepenizde güneş varken sığınacak tek bir gölge bulamıyorsunuz. Kışın ise ayazı insanın yüzünü kesiyor. İlkbahar ayları veya sonbaharın ilk haftaları, sararan otlar arasında fotoğraf çekmek ve rahatça yürümek için en ideal dönem.
  • Giriş Ücreti: Ören yeri henüz ticari bir tesise dönüşmediği, gişesi veya turnikesi olmadığı için giriş tamamen ücretsiz. Çevrede bir kafeterya, tuvalet veya su alabileceğiniz bir işletme yok. Bagajınıza mutlaka fazladan içme suyu ve atıştırmalık bir şeyler atın.

Uşak Çevresinde Başka Neler Yapılır, Ne Yenir?

Buralara kadar gelmişken rotayı sadece Blaundus ile sınırlı tutmak Uşak’a haksızlık olur. Hemen 15-20 dakika mesafedeki Ulubey Kanyonu Cam Terası‘na uğrayıp kanyonun o ürkütücü büyüklüğünü metrelerce yüksekten izleyebilirsiniz. Kanyonun ABD’deki Büyük Kanyon’dan sonra dünyanın en uzun ikinci kanyonu olduğunu da buraya not düşelim.

Biraz daha yol yapmayı göze alırsanız, Banaz çayı üzerinde yer alan tarihi Clandras Köprüsü’nü görebilirsiniz. Suyun sesi ve köprünün o tarihi dokusu harika bir huzur veriyor. Ayrıca tarihe meraklıysanız, o meşhur Karun Hazineleri’nin sergilendiği Uşak Arkeoloji Müzesi’ni es geçmemelisiniz.

Gelelim işin lezzet boyutuna. Uşak sokaklarında acıktığınızda ilk arayacağınız şey, dumanı üzerinde tüten bol salçalı Uşak tarhanası olmalı. Yanına da yöresel ciğer sarması söyleyerek kendinize harika bir ziyafet çekebilirsiniz. Yemek sonrası ağzınızı tatlandırmak için hafif şerbetli demir tatlısı denediğinizde, tüm o yol yorgunluğunuzdan eser kalmıyor. Şehir merkezindeki eski esnaf lokantaları, bu otantik lezzetleri tatmak için en doğru adres.

Kapanış Yerine: Rüzgarın Sesi

Dönüş yoluna geçmek için arabanıza doğru yürürken adımlarınızı biraz yavaşlatın. Antik kentin girişinde sizi karşılayan, hala dimdik ayakta duran o devasa su kemerlerinin yanına gidin. Sırtınızı o binlerce yıllık soğuk taşlara verin ve gözlerinizi kapatın. Kanyonun derinliklerinden yükselerek sütunların arasında yankılanan uğultuyu dinleyin. O duyduğunuz ses, binlerce yıl önce tam o noktada gece nöbeti tutan Makedon askerinin duyduğu sesin ta kendisi. Zamanın aslında nasıl da donup kaldığını, doğanın ve tarihin nasıl iç içe geçip bir Kanyon Kenarı Antik Kent yarattığını işte o an çok daha iyi anlayacaksınız. Yola çıkma vakti geldiğinde, aklınızın bir köşesini o uçurumun kenarında bırakıp döneceksiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir