Aracı Amasya’nın virajlı yollarından dağlara doğru sürerken havanın yavaş yavaş serinlediğini fark ediyorduk. Camları indirip o tertemiz dağ havasını ciğerlerime doldurdum. Otopark alanına ulaşıp toprak yola adım attığımda burnuma çarpan yoğun çam ve nemli toprak kokusunu hiç unutamıyorum. Ayaklarımın altında çıtırdayan kuru dalların sesi, kuşların telaşlı cıvıltısına karışıyordu. Ağaçların arasından süzülen sabah güneşi, karşımda duran zümrüt yeşili göl sularına vururken zamanın burada çok daha yavaş aktığını hemen hissettim. Burası, dijital dünyanın gürültüsünden kopup doğrudan toprağa dokunmak, ormanın ritmini dinlemek isteyenler için harika bir sığınak.
Boraboy Gölü Nerede ve Aslında Nedir?
Amasya’nın Taşova ilçesine bağlı Boraboy Köyü sınırlarında yer alan bu doğa alanı, teknik olarak doğal bir heyelan set gölü. Deniz seviyesinden yaklaşık 1050 metre yüksekte bulunuyor. Yüzyıllar önce bir vadiyi kapatan toprak kayması sonucu oluşan bu su kütlesi, çevresini saran kayın, sarıçam, kestane ve meşe ağaçlarının rengini suyuna yansıtarak muazzam bir manzara sunuyor. Gölün etrafını dolaşan yaklaşık 1.5 kilometrelik oldukça keyifli bir yürüyüş parkuru var. Sazlıkların arasından geçerken ara sıra zıplayan kurbağaların suya düşüş sesleri size eşlik ediyor. Suyun yüzeyine vuran o yoğun ağaç silüetleri insanın zihnini tamamen boşaltıyor.
Bu Zümrüt Yeşili Göl Rotasını Neden Planlamalısınız?
Bazen sadece sessizliğe ve yavaşlamaya ihtiyaç duyarız. Telefonun çekmediği, bildirim seslerinin yerini rüzgarın uğultusuna bıraktığı, ateşin başında uzun uzun sohbet edebileceğiniz bir yer ararsınız. Biz buraya tam da bu niyetle geldik. Göl etrafındaki ormanlık alanda kamp kurmak, sabah çadırın fermuarını açtığınızda suyun üzerindeki o serin sise karşı uyanmak insana gerçekten yaşadığını hissettiriyor.
Gölde olta balıkçılığına izin verilen belirli dönemler oluyor. Amatör balıkçıların sabahın çok erken saatlerinde kıyıda sabırla bekleyişini izlemek bile tuhaf bir dinginlik veriyor. Gece kamp ateşinin etrafında toplanıp gökyüzündeki yıldızları seyretmek ise apayrı bir deneyim. Şehir ışıklarından uzaklaştığınız için o parlak yıldızlar burada üzerinize dökülecekmiş gibi yakın duruyor.
Gitmeden Önce Bilmeniz Gereken Hap Bilgiler
Yola çıkmadan önce yanınıza mutlaka kalın bir polar veya rüzgarlık aldığınızdan emin olun. Yaz ortasında bile akşamları ciddi bir ayaz çıkabiliyor ve ateşin yanından ayrılmak istemiyorsunuz. İşte rotanızı planlamanızı kolaylaştıracak bazı pratik detaylar:
- Ulaşım: Amasya merkeze yaklaşık 63 kilometre mesafede. Özel aracınızla Taşova üzerinden yönlendirme tabelalarını takip ederek rahatça ulaşabiliyorsunuz. Yollar genelde düzgün asfalt ancak köye yaklaştıkça hafif virajlı ve dar kısımlar başlıyor.
- En İyi Mevsim: İlkbaharın sonları ile sonbahar ayları favorim. Özellikle Ekim ve Kasım aylarında sararan ve kızaran yaprakların zümrüt yeşili göl yüzeyine yansıması çok iyi fotoğraf kareleri veriyor.
- Konaklama: Kendi çadırınızı veya karavanınızı getirip kurabileceğiniz özel alanlar mevcut. Ayrıca Orman Bakanlığı’na ait sevimli ahşap bungalov evlerde de kalabiliyorsunuz. Bungalovlar için gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmakta fayda var.
- Giriş Ücreti ve Tesis: Doğa Koruma ve Milli Parklar’a bağlı olduğu için girişte cüzi bir araç başı ücret ödeniyor. İçeride piknik masaları, temiz su akan çeşmeler, mescit ve tuvaletler bulunuyor.
İçeride Yeme-İçme İmkanları Nasıl?
Eğer tüm yiyeceğinizi yanınızda taşımak istemezseniz, göl kıyısında hizmet veren ufak bir kır lokantası var. Burada odun ateşinde demlenmiş tavşan kanı bir çay bulabilir, basit ama sıcak tost veya ızgara çeşitleriyle karnınızı doyurabilirsiniz. Kışın giderseniz, içeride yanan sobanın üzerinde kızaran ekmek kokusu tüm mekanı kaplıyor ve insanı çocukluğuna götürüyor.
Amasya Çevresi: Rota Üzerinde Neler Yapılır, Ne Yenir?
Boraboy’da doğaya doyup dönüş yoluna geçtiğinizde, Amasya merkezde sizi bambaşka bir tarih karşılıyor. Yeşilırmak kıyısında inci gibi dizilmiş Yalıboyu Evleri arasında yürürken, tepeden tüm şehre bakan Pontus Krallarına ait Kaya Mezarları dikkatinizi çekecektir. Bu tarihi sokaklarda biraz kaybolmanızı şiddetle tavsiye ederim.
Dağlardan gelen o temiz havadan sonra insanın karnı elbette sağlam acıkıyor. Merkezdeki yerel lokantalarda mutlaka dumanı tüten bir Toyga çorbası için. Nohut, yarma ve süzme yoğurtla yapılan bu sıcacık çorba midenizi yatıştıracak. Ardından fırında ağır ağır, saatlerce pişmiş meşhur Amasya keşkeği ve yanında bakla dolması sipariş edin. Sabah kahvaltısına veya ikindi çayına denk gelirseniz, o cevizli ve haşhaşlı meşhur Amasya çöreğini tatmalısınız. Şehirden ayrılmadan önce tezgahlardaki o ufak ve sulu misket elmasından bir torba almayı da unutmayın.
Çantaları Toplamadan Önce Son Bir Tavsiye
Göl kenarındaki toprak yürüyüş yolunu bitirip otoparka doğru yönelirken arkama dönüp suya son bir kez baktım. Rüzgar tamamen durmuş, su devasa bir ayna gibi gökyüzünü ve ağaçları yansıtıyordu. Buraya yolunuz düşerse, uykuya yenik düşmeyip sabahın çok erken saatlerinde uyanın ve ahşap iskelenin en ucuna gidin. Yanınızda sadece sıcak bir kahve olsun. Gözlerinizi kapatın, derin bir nefes alın ve sadece ormanın uyanış sesini dinleyin. İnanın bana, bu kısacık ve basit an, çektiğiniz tüm yol yorgunluğuna fazlasıyla değecek.