Teknenin motor sesi Fırat’ın serin sularına karışırken burnunuza hafif yosun kokusu ve kızgın Güneydoğu güneşinin ısıttığı taşların toprak kokusu çalınıyor. Su üstünde süzülerek sular altında kalan bir geçmişe doğru ilerlerken, karşınızda bütün heybetiyle o dik kayalıkların üzerine kondurulmuş Fırat Kıyısı Kalesi beliriyor. Tarihi kayıtlardaki adıyla Rumkale, uzaktan sadece sarımtırak bir taş yığını gibi görünse de yaklaştıkça size asırların fısıltısını duyuruyor. Burayı ilk gördüğüm an, suyun koyu yeşiliyle kayaların boz rengi arasındaki o keskin zıtlığa takılıp kalmıştım. İnsan o an, suyun yuttuğu anıların ne kadar ağır olabileceğini düşünüyor.
Rumkale Nerededir ve Gerçek Hikayesi Nedir?
Gaziantep’in Nizip ilçesine bağlı Kamışlı köyü sınırlarında yer alıyor burası. Haritaya baktığınızda Şanlıurfa ile Gaziantep arasında doğal bir sınır çizen Fırat Nehri’nin tam kalbindesiniz. Antik dönemlerden günümüze Asurlular, Urartular, Romalılar ve Memlükler gibi sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış. Aslında eskiden çok yüksek, sarp bir kayalığın tepesinde, tamamen karayla bağlantılı, zapt edilmesi imkansız bir hisarmış.
Ancak 2000’li yılların başında Birecik Barajı’nın suları yükselince coğrafyanın kaderi değişti. Rumkale bugün bir yarımadaya, hatta tekneden baktığınız açıya göre sular ortasında yüzen devasa bir adaya dönüştü. Suyun yuttuğu eski evlerin çatılarını ve batık cami minarelerini geçerken, geçmişin tam üstünde yüzdüğünüzü bilmek insanda garip bir melankoli yaratıyor. Biz tekneyle o duvarların diplerine kadar sokulduğumuzda, taşların üzerinde hala eski medeniyetlerin yontma izlerini net bir şekilde seçebiliyorduk.
Bu Eşsiz Fırat Kıyısı Kalesi Neden Rotanızda Olmalı?
Eğer sadece popüler noktaları gezmeyi değil, tarihe dokunmayı, rüzgarın aşındırdığı taş duvarlarda dolaşırken eski insanların ayak izlerini hayal etmeyi seviyorsanız burası sizin yeriniz. Hristiyanlık tarihi için de oldukça kritik bir öneme sahip. Hz. İsa’nın havarilerinden Yuhanna’nın, Roma döneminde buraya yerleşip İncil’i burada çoğalttığına inanılıyor. Bu yüzden dini turizm açısından da dünyanın dört bir yanından insanı kendine çekiyor.
Kendi seyahatimde, rehberimizin anlattığı efsaneleri dinlerken o Fırat Kıyısı Kalesi silüetinin ardında yatan hüznü çok daha iyi anladım. Kale içinde yer alan Aziz Nerses Kilisesi ve Barşavma Manastırı’nın kalıntılarına uzaktan bakarken, zamanın burada nasıl asılı kaldığını iliklerime kadar hissettim. Sadece bol beğeni alacak fotoğraflar çekmek için değil, o coğrafyanın binlerce yıllık direncini anlamak için rotanızı buraya kırmalısınız.
Rumkale Pratik Gezi Bilgileri
Buraya gitmek için bazı detayları önceden bilmek seyahatinizi epey kolaylaştıracaktır:
- Nasıl Gidilir?: Buraya karayoluyla, tepeden inen toprak yollarla ulaşım olsa da asıl keyfi tekne turlarıyla çıkıyor. Biz Halfeti’den kalkan tekneleri tercih ettik. Su üzerinden yapılan bu yolculuk yaklaşık 45 dakika sürdü. Şanlıurfa Halfeti veya Gaziantep Zeugma kıyılarından kalkan teknelerle rahatça ulaşabilirsiniz.
- Hangi Mevsimde Gidilmeli?: Güneydoğu Anadolu’nun yaz sıcağı gerçekten başınıza geçebilir. Ağustos ayında giderseniz o nemli sıcaktan bunalabilirsiniz. İlkbahar sonu veya sonbahar başı en ideal zamanlar. Nisan ayında rüzgarın nehir üzerinden getirdiği ılık esinti paha biçilemez.
- Giriş Ücreti ve Ziyaret: Tekne turu için limanda ufak bir pazarlık yaparak ödeme yapıyorsunuz. Kalenin içindeki restorasyon durumlarına göre iç kısımlara girişler dönem dönem kısıtlanabiliyor. Bizim gidişimizde dışarıdan izleme ve etrafında tur atma ağırlıklı bir gezi yapılıyordu, ekstra bir giriş ücreti ödemedik.
Gaziantep Çevresinde Neler Yapılır? Yemek ve Rota Tavsiyeleri
Böylesine yoğun bir tarihi turun ardından midenizin zil çalmaya başlayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Fırat sularında saatlerce süzüldükten sonra rotanızı mutlaka Nizip’e veya doğrudan Gaziantep merkeze çevirin. Nizip’e geçmişken o devasa fıstık ağaçlarının gölgesinde soluklanıp demli bir çay için.
Şehir merkezine döndüğünüzde Tarihi Bakırcılar Çarşısı’nın o ritmik çekiç sesleri arasında kaybolun. Yemek içinse sanayi içinde yer alan meşhur Halil Usta’da yiyeceğiniz küşleme, günün tüm yorgunluğunu saniyeler içinde silecek. Üzerine yiyeceğiniz bol fıstıklı sıcak bir şöbiyet, Gaziantep gezinizin hakkını tam anlamıyla vermenizi sağlayacak.
Eğer vaktiniz ve enerjiniz varsa, baraj sularının altında kalan meşhur Savaşan Köyü’nü zaten tekne turunda görmüş olacaksınız. Ancak dönüş yolunda Zeugma Mozaik Müzesi’ne uğramadan şehirden ayrılmak, bu geziye yapılmış büyük bir haksızlık olur. Çingene Kızı mozaiğinin gözlerindeki o delici bakış ile Fırat Kıyısı Kalesi duvarlarındaki tarihi his, zihninizde harika bir şekilde birleşecek.
Gitmeden Önce Küçük Bir Tavsiye
Tekneyle kalenin sarp kayalıkları etrafında dönerken, motor sesinin bir anlığına sustuğu ve sadece suyun o hafif şırıltısının duyulduğu anı yakalamaya çalışın. O saniyelerde telefonunuzu cebinize indirin, gözlerinizi kapatın ve rüzgarın taşıdığı eski çağları dinleyin. Akşama doğru güneş, o dik kayalıklara vurup taşları kızıla boyadığında, Fırat’ın üzerinde asılı kalan o mistik sarı ışığı hafızanıza kazıyın. Çektiğiniz fotoğraflar bir gün silinebilir ama o anki toprak kokusu ve rüzgarın yüzünüzdeki hissi hep sizinle kalacak.