Sıcak bir Balkan yazında yolda ilerlerken, ormanın içine doğru sapan dar patikayı takip ettik. Ayak seslerimizin metrelerce yüksekteki devasa bir kubbede yankılanışını ilk duyduğum o an, cildime vuran o yoğun, serin ve nemli toprak kokusu bana tamamen farklı bir ekosisteme girdiğimi hatırlattı. Kafanızı yukarı kaldırdığınızda ise karanlık bir tavan yerine doğrudan gökyüzüyle, bulutlarla ve güneş ışıklarıyla göz göze geliyorsunuz. Çoğu gezgin ve harita burayı Devetashka olarak isimlendiriyor. Ben ise ona tepesindeki devasa deliklerin yarattığı aydınlık illüzyonundan dolayı Dev Gözlü Mağara demeyi tercih ediyorum. Gölgelerin gün boyu yer değiştirdiği, devasa bir yeraltı salonunu kendi adımlarımla arşınlarken hissettiklerimi ve yola çıkmadan önce işinize yarayacak tüm pratik detayları anlatmaya başlıyorum.
Devetashka Nedir ve Tam Olarak Nerededir?
Yönümüzü sınır komşumuz Bulgaristan’ın orta kuzey kesimlerine çeviriyoruz. Başkent Sofya’dan aracımızla yola çıktığımızda yaklaşık iki buçuk saatlik sakin bir sürüşün ardından Lofça (Lovech) iline ulaştık. Alan, adını sadece birkaç kilometre uzaklıktaki Devetaki köyünden alıyor. Osam Nehri’nin yavaş akan sularını kenardan takip ederek ulaştığımız bu kireçtaşı oluşumu, aslında on binlerce yıl önce büyük bir gürültüyle çökmüş devasa bir karstik tavan sistemi.
Giriş kapısı yaklaşık 30 metre yüksekliğinde. İnsan bu kapının önünde durduğunda kendi fiziksel boyutlarının ne kadar ufak kaldığını daha iyi kavrıyor. İçerideki toplam tünel uzunluğu 2 kilometreyi bulsa da ziyaretçilerin güvenle dolaşabileceği alan girişin bulunduğu ana büyük salonla sınırlı. Zaten asıl görsel şölen de tam olarak bu geniş salonda yaşanıyor.
Neden Bu Dev Gözlü Mağara Rotasını Listeye Eklemelisiniz?
İçeri adım attığınız zemin, sıradan bir toprak parçasından ibaret değil. Yapılan arkeolojik kazılar, buranın Paleolitik çağdan beri insanlara ve vahşi hayvanlara barınak olduğunu kanıtlıyor. Mağara duvarlarına dokunduğunuzda, yaktıkları ateşin isiyle bu duvarları ısıtan ilk insanlara fiziksel bir temas kuruyorsunuz.
Tarihin sayfalarını biraz daha hızlı çevirdiğimizde ise karşımıza çok ilginç bir detay çıkıyor. Soğuk Savaş yıllarında, Sovyet döneminde burası devasa bir petrol ve askeri mühimmat deposuna dönüştürülmüş. Bugün zeminde yürürken karşınıza çıkan o büyük dairesel beton izleri, dev yakıt tanklarının oturtulduğu temeller. Doğanın kalbinde böylesine sert bir endüstriyel kalıntıyla karşılaşmak insanda garip bir tezatlık hissi uyandırıyor.
Elbette Hollywood yapımcılarının da bu devasa doğal seti fark etmesi uzun sürmemiş. Ünlü aksiyon filmi Cehennem Melekleri 2 (The Expendables 2) filminin büyük bir bölümü tam da bu Dev Gözlü Mağara içinde çekildi. Film setinin ardından ormanda bırakılan ve nehrin üzerine kurulan o sağlam köprüden geçerek içeri giriyoruz. Tepedeki devasa deliklerden süzülen güneş ışınları, mağaranın zemininde ufak yeşil adacıkların, eğrelti otlarının ve çalılıkların büyümesini sağlıyor.
Pratik Bilgiler ve Seyahat Tüyoları
Yola çıkmadan önce planlamanızı kolaylaştırmak adına cebinizde bulunması gereken hap bilgileri şöyle toparlayabilirim:
- Ulaşım ve Yollar: Lofça şehir merkezinden araba ile yaklaşık 25 dakika sürüyor. Toplu taşıma bu bölgede oldukça kısıtlı ve saatleri düzensiz. Bu yüzden araç kiralamak kesinlikle en mantıklı yol. Otopark alanı mağara girişine oldukça yakın.
- Ziyaret Zamanı ve Yarasalar: Burası Avrupa’nın en büyük yarasa kolonilerinden birine ev sahipliği yapıyor. Haziran ile Ağustos başı arası yarasaların üreme dönemi. Bu aylarda on binlerce yarasa rahatsız olmasın diye mağaranın iç kısımları ziyarete kısmen kapatılabiliyor. Bahar ayları veya sonbahar başı gitmek en konforlu tercih.
- Giriş Ücreti: Kapıda ahşap ufak bir gişe var. Giriş oldukça cüzi bir miktar, yaklaşık 4-5 Leva civarında. Sadece nakit geçiyor, yanınızda mutlaka yerel para biriminde bozukluk bulundurun.
- Kıyafet Seçimi: Zemin düz ve rahat yürünebilir yollara sahip. Ağır doğa yürüyüşü botlarına ihtiyacınız yok. Ancak içerisi dışarıya göre her zaman birkaç derece daha serin ve belirgin şekilde nemli. Üstünüze ince bir ceket almanız iyi bir fikir.
Lofça (Lovech) Çevresinde Neler Yapılır?
Sadece tek bir lokasyon görüp geri dönmek bizim tarzımız değil. Bölgeye gelmişken gününüzü değerlendirebileceğiniz harika yerel alternatifler bulunuyor.
Krushuna Şelaleleri’nin Sesi
Mağarayı gezdikten sonra aracınıza atlayıp yaklaşık 20 kilometre mesafedeki Krushuna Şelaleleri’ne (Krushunski Vodopadi) geçin. Ormanın içinden akan turkuaz renkli sular, kireç taşıyla buluştuğu noktalarda irili ufaklı traverten havuzları oluşturuyor. Suyun sesi ve ormanın sessizliği birleştiğinde, insanın omuzlarındaki yorgunluk akıp gidiyor.
Lofça Merkez ve Yerel Lezzetler
Akşam üzeri rotanızı Lofça merkeze çevirin. Şehrin sembolü olan ve ünlü usta Kolyu Ficheto tarafından yapılan ahşap Kapalı Köprü’de (Pokritiya most) ufak bir yürüyüş yapın. Nehrin üzerindeki bu yapı, içinde ufak dükkanların olduğu çok karakterli bir köprü.
Yemek saati geldiğinde yerel bir meyaneye (mehana) oturun. Toprak güveçte ağır ağır pişen geleneksel et yemeği Kavarma sipariş edin. Ertesi sabah güne başlarken de fırından yeni çıkmış, peyniri eriyen sıcacık bir Banitsa (Bulgar böreği) ve koyu bir kahve ikilisiyle kendinizi ödüllendirin.
Gitmeden Önce Ufak Bir Tavsiye
İçeriye girdiğinizde fotoğraf makinenizin vizörüne veya telefon ekranına çok fazla takılı kalmayın. Tam merkeze doğru yürüyün, ayaklarınızı sabitleyin ve gözlerinizi kısa bir süreliğine kapatın. Kubbeden yankılanan kuş seslerini, ufak su damlalarının yere düşüşünü dinleyin. Sonra başınızı yukarı kaldırın ve o devasa tavan deliklerinden süzülen yoğun ışık hüzmelerinin yüzünüze vurmasına izin verin. Doğanın yeraltında kendi elleriyle yarattığı bu sessiz katedrale kendi ritminizde şahitlik etmek, eve döndüğünüzde aklınızda kalan en net hatıra olacak.