Erdemli’nin kavurucu sıcağından kaçıp çam ağaçlarının gölgesine sığındığımızda, karşımıza çıkacak manzaraya tam olarak hazırlıklı değildik. Toprak yolun sonunda, yerin metrelerce altına doğru aniden açılan devasa bir boşluk duruyordu. Kanlıdivane, sağa sola serpilmiş sıradan bir harabe yığını değil. Doğanın kendi elleriyle yardığı toprağın tam kalbine, dev bir antik obruk çevresine kurulmuş koca bir şehir burası. Kayalara çarpan rüzgarın uğultusu, binlerce yıl öncesinin taş keski seslerine karışıyor sanki. Antik çağın insanları, bu derin ve karanlık çukuru hem kutsal saymış hem de günlük yaşamlarının tam merkezine oturtmuş.
Kanlıdivane Nerede ve Aslında Nedir?
Tarihteki eski adıyla Kanytelis, Mersin’in Erdemli ilçesine bağlı Ayaş beldesi sınırlarında gizleniyor. Sahil yolundan aracınızla sadece birkaç kilometre dağ tarafına doğru içeri girmeniz yeterli. Dar yokuşu tırmanırken araç camından içeri dolan kekik ve çam kokuları, Akdeniz’in o karakteristik kuru sıcağını bir anda kırıyor. Burası, Helenistik dönemden Geç Antik Çağ’a kadar yoğun bir yaşam görmüş, zeytinyağı ticaretiyle zenginleşmiş devasa bir yerleşim yeri.
Ancak bu kenti diğer Likya veya Kilikya antik kentlerinden ayıran en sert özellik, devasa bir çöküntünün etrafında kümelenmiş olması. Obruğun içine doğru kıvrılarak inen o taş merdiven kalıntılarına bakarken, eskiden ağır suçluların yırtıcı hayvanlara atıldığına dair anlatılan kan donduran yerel hikayeleri düşünmeden edemiyorsunuz. Zaten halk arasında “Kanlıdivane” isminin de bu karanlık efsanelerden ve yağmur yağdığında topraktan süzülen kızıl renkten geldiği söylenir.
Bu Antik Obruk Neden Rotanızda Olmalı?
Sıradan sütunlu caddelerden veya restore edilmiş tiyatro basamaklarından sıkıldıysanız, burası size bambaşka bir topografya dersi veriyor. O devasa antik obruk kenarında, demir korkuluklara yaslanıp aşağıya baktığınızda doğanın gücü karşısında insanın nasıl bir uyum geliştirdiğini çıplak gözle görüyorsunuz. Kırmızımsı kayalara ustalıkla oyulmuş kabartmalar, özellikle güney yamacındaki o meşhur asker aileyi tasvir eden kaya mezarı, Roma döneminin ince taş işçiliğini yüzünüze çarpıyor.
Bölgeyi adımlarken karşınıza sürekli devasa taş tekerlekler çıkacak. Bunlar, kentin bir zamanlar Akdeniz’in en büyük zeytinyağı üretim merkezlerinden biri olduğunun en somut kanıtı. Taş preslerin yanından geçerken havada hala o eski ezilmiş zeytinlerin buruk kokusu kalmış gibi hissediyorsunuz. Sabahın erken saatlerinde giderseniz, çukurun dibindeki bitkilerin arasında uçuşan yabani güvercinlerin kanat seslerinden başka hiçbir şey duymuyorsunuz.
Kanlıdivane Gezisi İçin Hap Bilgiler
Çantalarınızı sırtlanıp yola koyulmadan önce rotanızı kolaylaştıracak, deneyimle sabit birkaç pratik bilgi vereyim:
- Ulaşım Nasıl Sağlanır: Mersin merkezden Antalya yönüne doğru giderken Erdemli’yi geçtikten sonra sağa sapan kahverengi tabelayı takip edeceksiniz. Özel araç kiralayarak gitmek en mantıklısı; zira toplu taşıma sizi ana yolda bırakıyor ve o sıcakta yokuş yukarı yürümek ciddi anlamda yorucu oluyor.
- Gidilecek En İyi Mevsim: Kesinlikle ilkbahar ayları (Nisan-Mayıs) veya sonbahar başı (Eylül-Ekim). Yazın tam ortasında giderseniz Mersin’in o meşhur nemi kaya diplerinde bile yakanızı bırakmayacaktır.
- Giriş Ücreti: Alan Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı resmi bir ören yeri. Bu yüzden gişede Müzekart göstererek ücretsiz giriş yapabilirsiniz.
- Ne Giyilmeli: Obruk etrafındaki yürüyüş parkurları oldukça engebeli ve kayalık. Ayak bileğinizi kavrayan sağlam tabanlı bir yürüyüş ayakkabısı hayat kurtarır.
Mersin Çevresinde Neler Yapılır? Kendi Rotamızı Çizelim
Tarihi çukurun etrafındaki uzun yürüyüşü bitirdiğinizde muhtemelen karnınız ciddi şekilde zil çalıyor olacak. Dağ havasını arkanızda bırakıp sahil yoluna indiğinizde Narlıkuyu’ya mutlaka uğrayın. Deniz kenarındaki derme çatma balıkçılarda, o yöreye özgü ekşi kaya koruğu mezesiyle birlikte taze bir lagos balığı yemenin tadı başka hiçbir şeye benzemiyor. Masaya gelen sıcacık mısır ekmeğinin kokusu deniz iyotuyla birleştiğinde bütün günün tozu toprağı silinip gidiyor.
Yemek sonrası ağırlığını atmak için rotanızı hemen birkaç kilometre ilerideki Cennet-Cehennem Mağaralarına veya serinliğiyle ünlü Astım Mağarasına çevirebilirsiniz. Eğer tarihi dokulara doyamadıysanız, denizin ortasında sulara meydan okuyan Kızkalesi (Korykos), gün batımına karşı silüetini fotoğraflamanız için sizi bekliyor olacak. Mersin konaklama açısından Erdemli sahil şeridinde birçok temiz butik otel ve pansiyon seçeneği sunuyor, günübirlik yorulmak yerine geceyi buralarda rahatça geçirebilirsiniz.
Gitmeden Önce Son Bir Tavsiye
Obruğun etrafında atacağınız turu tamamladıktan sonra hemen arabanıza binip dönüş yoluna geçmeyin. Alanın kuzeybatı köşesindeki o büyük Helenistik kulenin dev taşlarının gölgesine oturun. Yanınızda getirdiğiniz bir termos soğuk suyu veya çayı yudumlarken, güneşin çukurun içindeki bitkilere vuruşunu, gölgelerin kayalar üzerinde yavaşça uzamasını izleyin. O an, yüzyıllar önce tam o noktada zeytin ezen, ticaret yapan, yaşam savaşı veren insanların telaşını içinizde hissedeceksiniz.