Sivas Gökpınar Gölü Rehberi: Bozkırın Ortasındaki Vaha

İç Anadolu’nun sararmış otları ve sonsuz gibi görünen bozkırında saatlerce yol aldıktan sonra karşınıza aniden çıkan o manzarayı tarif etmek zor. Arabanın camını indirdiğinizde yüzünüze çarpan o kuru rüzgar, çam ağaçlarının serin kokusuna karışıyor. Gürün ilçesine doğru kıvrılan yolların sonunda, suyun dibindeki her bir çakıl taşını sayabileceğiniz kadar berrak bir turkuaz göl sizi karşılıyor. Burası Gökpınar Gölü. Biz ilk gittiğimizde suyun rengine ve etraftaki sessizliğe uzun süre inanamamıştık. Sadece suyun ince şırıltısı ve uzaktan gelen kuş sesleri vardı.

Gökpınar Gölü Nedir, Nerededir?

Sivas’ın Gürün ilçesine yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta yer alan bu doğa harikası, aslında devasa bir karstik kaynak gölü. Yeraltından kaynayarak yüzeye çıkan sular öylesine temiz ki, 15-20 metre derinlikteki göl tabanını bile camın arkasından bakıyormuş gibi net görebiliyorsunuz. Güneş ışınlarının geliş açısına göre suyun rengi gün içinde sürekli değişiyor. Sabah saatlerinde koyu bir lacivertken, öğleye doğru açık bir yeşil tonu yakalamak mümkün oluyor.

Gölün çevresini saran kayalıklar ve sık ağaçlar burayı doğal bir çanak haline getirmiş. Bu sayede rüzgarı çok az alıyor ve suyun yüzeyi çoğu zaman bir ayna gibi pürüzsüz kalıyor. Suyun o hareketsiz duruşu, altındaki hareketli yaşamı daha da belirginleştiriyor.

Neden Bu Turkuaz Göl Rotasını Planlamalısınız?

Doğayla gerçekten baş başa kalmak istediğiniz, telefonun çekmediği ve kafanızdaki gürültünün sustuğu anlar vardır. Gökpınar tam olarak bunu vadediyor. Kıyısında yürürken suyun o inanılmaz berraklığı insanda garip bir sakinlik hissi uyandırıyor. Su o kadar temiz ki, tabandan çıkan ufak su kabarcıklarının yüzeye yolculuğunu saniye saniye izleyebiliyorsunuz. Sırf bu görsel meditasyon için bile yüzlerce kilometre yol tepmeye değiyor.

Ayrıca suyun sıcaklığı yaz kış hep 11 derece civarında sabit kalıyor. Sıcak yaz günlerinde kıyısına oturup elinizi veya yüzünüzü suya soktuğunuzda o aniden gelen ferahlama hissini çok seveceksiniz. Gökpınar aynı zamanda yüksek irtifa dalışı yapanların da uğrak noktası. Sualtı sporlarına ilginiz varsa, o berrak suların içine dalıp dipten yüzeye doğru bakmanın nasıl bir his olduğunu bir düşünün. Suyun altından gökyüzünü izlerken balıklarla yüzmek fazlasıyla ilginç bir tecrübe. Tabii dalış için profesyonel kulüplerle iletişime geçmeniz gerekiyor.

Gökpınar Gölü İçin Pratik Bilgiler

Planınızı yaparken işinize yarayacak, tecrübeyle sabit birkaç hap bilgiyi çantanıza atmanızı öneririm:

  • Nasıl Gidilir?: Sivas merkezden Gürün’e doğru D260 karayolunu takip etmelisiniz. Yol arabayla yaklaşık iki saat sürüyor. Gürün merkezden sonra tabelalar sizi göle kadar çok rahat götürüyor. Özel aracınız yoksa Gürün minibüsleriyle ilçeye gelip oradan taksi tutabilirsiniz.
  • En İyi Dönem: Mayıs sonu ile Eylül ortası arası buranın en keyifli zamanı. İlkbaharda etraftaki doğa canlanırken yeraltı sularının coşkusu artıyor. Kışın giderseniz bembeyaz karlar içinde harika bir kontrast yakalarsınız ama yollar biraz zorlayabilir.
  • Giriş Ücretleri ve İmkanlar: Göle giriş için sembolik bir ücret alınıyor. İçeride otopark, ahşap yürüyüş yolları, restoran ve mesire alanları mevcut. Mangal yapmak için ayrılmış özel alanlar var, dilerseniz kendi yiyeceğinizi de getirebilirsiniz.

Sivas ve Çevresinde Neler Yapılır?

Sivas’a kadar gelmişken sadece gölü görüp dönmek büyük haksızlık olur. Şehrin yerel kültürü ve mutfağı da en az doğası kadar tatmin edici. Yola çıkmadan önce gezinizi zenginleştirecek detaylara da göz atmalısınız.

Yeme İçme Tavsiyeleri

Gürün’de mutlaka yerel fırınlardan taze çıkmış etli ekmek veya Sivas’ın meşhur etli pidesini denemelisiniz. Hamurun o çıtırlığı ve odun ateşinin kokusu bambaşka. Gölde bulunan restoranda kiremitte alabalık yemek de bir diğer klasik seçenek. Gölün buz gibi suyunda yetişen balıkların etinin ne kadar sıkı ve lezzetli olduğunu fark edeceksiniz. Şehir merkezine dönerseniz Sivas köftesi ve bol sarımsaklı madımak yemeğini tatmadan kesinlikle şehirden ayrılmayın.

Yakınlardaki Rotalar

Hazır Gürün’deyseniz, rotanıza Şuğul Vadisi’ni de mutlaka ekleyin. Kanyonun içindeki ahşap yürüyüş yollarında, o devasa dik kayalıkların arasından geçerken doğanın gücünü tam anlamıyla hissediyorsunuz. Vaktiniz varsa, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası da buraya gelmişken rotayı biraz uzatıp görülmesi gereken, taş işçiliğinin zirvesindeki dünya mirası eserlerden biri.

Dönüş Yoluna Geçmeden Önce Küçük Bir Tavsiye

Gölün etrafındaki ahşap iskelelerde yürürken dikkatinizi sadece suya ve yüzen alabalıklara vermeyin. Güneşin batmaya başladığı o hafif serin saatlere kadar orada kalmayı başarırsanız, ışığın suyun içindeki yansımalarının nasıl altın sarısına döndüğüne şahit olacaksınız. Yanınıza küçük bir termos çay alın, kıyıdaki boş banklardan birine oturun. Etraftaki günübirlikçi kalabalığı yavaş yavaş dağılırken o serin akşam rüzgarını yüzünüzde hissedin. Suyun rengi karanlığa karışırken, bozkırın ortasındaki bu vahada kendi sessizliğinizi dinleyin. İyi yolculuklar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir