Sabahın erken saatleri. Çay bardağını avucumda ısıtırken burnuma çalınan o serin, toprak kokulu rüzgarı hala çok net hatırlıyorum. Fırat Nehri’nin kollarından biri olan Karasu’nun hırçın suları hemen aşağımızda akıyor, başımızı kaldırdığımızda ise gökyüzünü yırtan devasa kayalıklarla göz göze geliyoruz. Burası Doğu’nun sarp ve asi çocuğu Kemaliye. Eski adıyla Eğin. Çantanızı sırtınıza alıp yollara düşmeyi, tekerleklerin asfaltla değil taş yollarla buluşmasını seviyorsanız doğru yerdesiniz. Sarp yamaçların arasından kıvrılan Karanlık Kanyon sularında tekneyle süzülürken hissedeceğiniz o küçüklük duygusunu başka pek az yerde bulabilirsiniz. Biz dümeni buraya kırdığımızda karşımıza çıkacak devasa kütlelerin insanı bu kadar içine çekeceğini, suyun sesinin kulaklarımızda günlerce çınlayacağını hiç tahmin etmemiştik.
Kemaliye (Eğin) Nerede ve Bize Ne Anlatıyor?
Doğu Anadolu’nun sarp coğrafyasında, Erzincan il sınırları içerisinde yer alan küçük ama karakteri çok büyük bir ilçe burası. Munzur Dağları’nın batı uzantılarıyla çevrili olan Kemaliye, Fırat Nehri’ni besleyen derin vadinin hemen yamacına tutunmuş gibi duruyor. Ulaşım için yola çıktığımızda, aracımızla kıvrımlı dağ yollarını aşarken değişen bitki örtüsü ve giderek keskinleşen hava, bize çok farklı bir coğrafyaya adım attığımızı hissettirdi.
Eski ahşap evlerin kapılarındaki o meşhur pirinç tokmakların çıkardığı tok ses, dar sokaklarda yankılanıyor. Çoğunlukla üç katlı, dut ağacından yapılma ahşap pencereleri olan bu evler, yörenin sert iklimine nasıl meydan okunduğunun en güzel kanıtı. Sokaklarda dolaşırken yerel halktan yaşlı bir teyzenin evinin önünde anlattığı eski gurbet hikayelerini dinlemek, taş döşeli yolların ruhunu anlamamıza fazlasıyla yetti.
İnsan İradesinin Taşa Kazınmış Hali: Karanlık Kanyon ve Taş Yol
Bölgeye gelip de o devasa yarığın içine girmemek elbette olmazdı. Dünyanın en büyük kanyonlarından biri olan Karanlık Kanyon, yüksekliği yer yer 500 metreyi bulan sarp kayalıkların arasından geçiyor. Nehrin soğuk sularında küçük bir tekne turu yaparken, rüzgarın kayalara çarpıp çıkardığı o ince uğultuyu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Başınızı yukarı kaldırdığınızda gökyüzü sadece incecik mavi bir çizgi halinde kalıyor.
Kanyonun hemen paralelinde ise insan gücünün sınırlarını zorlayan Taş Yol uzanıyor. Tam 132 yıllık bir emeğin, sadece kazma ve kürekle dağın içinin oyulmasıyla açılan bu tüneller dizisi, tüyler ürpertici bir geçmişe sahip. Taş Yolda yürürken, nemli duvarlardaki balyoz izlerine dokunup bu yolu elleriyle kazan yöre halkının inatçılığını, o dönemin çaresizliğini uzun uzun düşündük. İçerisi loş, oldukça serin ve dışarıdaki rüzgarın aksine ürkütücü derecede sessiz. Sadece ayağınızın altındaki çakıl taşlarının sesi, tünel boyunca sizi takip ediyor.
Neden Rotanızı Buraya Çevirmelisiniz?
Eğer sadece fotoğraf çekip döneceğiniz turistik bir yer arıyorsanız, burası sizi bedenen biraz yorabilir. Ancak doğanın o evcilleştirilemez, vahşi haline tanık olmak ve tarihi konakların gölgesinde demli bir çay yudumlamak istiyorsanız aradığınızı bulacaksınız. Özellikle dağcılık, kano, base jump veya kaya tırmanışı gibi doğa sporlarına ilginiz varsa, bu sarp coğrafya size kendi doğal oyun alanını sunuyor.
Seyahat Planı İçin Pratik Bilgiler
Yola çıkmadan önce cebinizde bulunması gereken en temel notları aşağıya bırakıyorum. Burası lojistik olarak küçük bir ön hazırlık gerektiren bir nokta.
- Ulaşım Nasıl Sağlanır?: Erzincan merkezden araç kiralayarak yaklaşık 2.5 – 3 saatlik bir sürüşle ilçeye varabilirsiniz. Yollar virajlı olduğu için sürüşü mutlaka gündüz saatlerinde yapmanızı öneririm. Alternatif olarak Doğu Ekspresi ile İliç istasyonunda inip oradan karayoluyla aktarma yapmak oldukça popüler ve nostaljik bir seçenek.
- En Doğru Zaman: Kışın yollar oldukça sert olabilir. Mayıs ortası ile Ekim sonu arası en rahat edeceğiniz dönem. Özellikle ilkbahar aylarında karların erimesiyle Karasu’nun debisi yükseldiğinde suyun coşkusu bir başka oluyor.
- Giriş Ücretleri ve Turlar: Taş Yolda yürüyüş yapmak tamamen ücretsiz. Ancak kanyonda tekne turuna çıkmak isterseniz yerel kooperatiflerin düzenlediği teknelere belirli bir ücret karşılığında biniyorsunuz. Özellikle hafta sonu gidecekseniz, sabahtan gidip tekne için ismini yazdırmakta fayda var.
Erzincan Çevresinde Neler Yapılır, Hangi Tatlar Denenir?
Hazır buralara kadar gelmişken, sınırların içinde sadece kayalıklara ve nehirlere bakıp dönmek haksızlık olur. Karınlar acıktığında yörenin ağırbaşlı mutfağı hemen devreye giriyor. Özellikle dövülmüş dut ve cevizle yapılan, dışarıdan sert görünen ama ağızda dağılan o şekersiz lök tatlısı masamıza geldiğinde yüzümüzdeki tebessümü görmeliydiniz. Yanında tavşan kanı, acımtırak bir çay yudumlamak yorgunluğu tamamen alıyor.
Erzincan merkezden buraya doğru gelirken meşhur Erzincan yaprak dönerinin tadına zaten bakmışsınızdır diye varsayıyorum. Ancak Kemaliye esnaf lokantalarında fırın kebabı veya odun ateşinde ağır ağır pişen kavurma tarzı lezzetleri sıcak pidelerle denemeden masadan kalkmayın. Vaktiniz kalırsa, ilçe merkezindeki Mani Yolu’na uğrayın. Ahşap levhalara yazılmış, hasret ve gurbet kokan yerel manileri okuyarak yokuş yukarı yürümek, bölgenin o içli edebi yönünü zihninize kazıyacak.
Dönüş Yoluna Geçmeden Önce Küçük Bir Tavsiye
Bir coğrafyayı tanımanın en iyi yolu, oranın ritmine ayak uydurmaktan geçiyor. Biz arabaya binip dönüş yoluna koyulmadan önce, Fırat’ın kenarındaki salaş bir çay bahçesinde tahta sandalyelere oturduk. Sadece suyun kayalara çarpış sesini dinleyerek, esen serin rüzgarın yüzümüze vurduğu o anlarda tamamen sustuk. Herhangi bir şey konuşmaya gerek kalmadan, doğanın anlattığı hikayeyi dinlemek her şeye bedeldi.
Eğer yolunuz buraya düşerse, saatlerle yarışmayın. Telefonunuzu ve kameranızı birkaç saatliğine sırt çantanıza kaldırın. Sadece kayaların o devasa büyüklüğüne bakın, suyun akış hızına odaklanın. Taş Yoldaki karanlık tünellerin birinde durup gözlerinizi kapatarak sadece rüzgarın uğultusunu dinlediğinizde, o sarp coğrafyanın kalbinin tam da ayaklarınızın altında attığını hissedeceksiniz.