İran’ın kuzeybatısında, Tebriz’den yola çıkıp kuru rüzgarın yüzümüze vurduğu o virajlı yolları tırmanırken neyle karşılaşacağımızı az çok biliyorduk. Ancak Sehend Dağı’nın eteklerine kıvrılan son dönemeçten sonra karşımıza çıkan manzara, fotoğraflarda gördüğümüzden çok daha gerçek, çok daha keskindi. Rüzgarın taşıdığı odun ateşi kokusuna, dar taş sokaklarda yankılanan koyun çanları ve çocuk sesleri karışıyordu. Karşımızda, asırlar boyunca doğanın ve insan elinin ortaklaşa şekillendirdiği o meşhur kayadan evler tüm heybetiyle duruyordu. Burası sıradan bir turistik açık hava müzesi değil, taş duvarlarında hala nabız atan canlı bir yaşam alanıydı.
Kandovan Köyü Nedir ve Nerededir?
İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletinde yer alan Kandovan, volkanik küllerin binlerce yıl içinde sertleşip tüf konilerine dönüşmesiyle oluşmuş tarihi bir yerleşim yeri. Tebriz merkezine arabayla yaklaşık bir saatlik mesafede, Osku şehri sınırları içinde yer alıyor. Tarihi kayıtlara ve yerel halkın anlattıklarına göre, yüzlerce yıl önce Moğol istilasından kaçan bölge halkı bu volkanik konilerin içini oyarak kendilerine aşılmaz bir sığınak yaratmış.
Köyün dik ve düzensiz basamaklarını tırmanırken, ellerimizi sürdüğümüz o pürüzlü külahların aslında 700 yıllık bir hayatta kalma mücadelesinin sessiz tanıkları olduğunu hissettik. Genellikle iki veya üç katlı olarak oyulan bu yapıların en alt katı hayvan barınağı, orta katı yaşam alanı, çatıya yakın olan sivri kısımları ise erzak deposu olarak kullanılıyor. Köylülerin kışlık erzaklarını bu serin taş odalarda nasıl muhafaza ettiklerini görmek, eski insanların doğa ile kurduğu pratik ilişkiyi anlamamızı sağladı.
Yaşayan Kayadan Evler: Neden Buraya Gitmelisiniz?
Dünyada volkanik oluşumlu kayalık yerleşimler dendiğinde akla ilk olarak Kapadokya geliyor. Ancak Kandovan’ı kendi türündeki diğer örneklerden ayıran çok net bir gerçek var; burada hayat kesintisiz bir şekilde devam ediyor. İçi oyulmuş o devasa taş külahların bacalarından her sabah duman tütüyor, tahta pencerelere asılmış el dokuması renkli kilimler dağ rüzgarında dalgalanıyor.
Koni şeklindeki bu yapıların içine adım attığınız an, içerideki doğal yalıtım sistemini teninizde hissediyorsunuz. Dışarıdaki kavurucu öğle güneşine rağmen içerisi her daim serin, hafif loş ve yoğun bir toprak kokusuna sahip. Sokaklarda dolaşırken kapı önünde oturan yaşlı bir teyzenin size gülümseyerek kendi kuruttuğu dağ otlarından ikram etmesi an meselesi. Modern dünyanın beton ve cam yığınlarından uzaklaşıp, insanın toprağa nasıl bu kadar sıkı tutunabildiğini kendi gözlerinizle görmek için dahi bu dik yokuşları çıkmaya değer.
Kandovan İçin Pratik Seyahat Bilgileri
Bölgenin coğrafi yapısı ve yerel kuralları gereği, yola çıkmadan önce cebinizde bulunması gereken bazı önemli notları şu şekilde toparladık:
- Ulaşım ve Dil: Tebriz merkezden Osku kasabasına otobüs veya minibüsle geçip, oradan taksi tutarak köye rahatça ulaşabilirsiniz. Taksi şoförleriyle mutlaka pazarlık yapın. Ayrıca bölgede yaygın olarak Azerbaycan Türkçesi konuşulduğu için iletişim kurarken kendi dilinizde anlaşmanın rahatlığını yaşayacaksınız.
- Zamanlama: Sehend Dağı eteklerinde yer aldığı için kış mevsimi burada çok sert geçiyor. Köyün buzlu sokaklarında kaymadan, rahatça yürümek istiyorsanız ilkbahar ayları (Mayıs sonu) veya sonbahar başı (Eylül) en ideal dönemler.
- Giriş Ücreti: Köye araçla girerken girişteki bariyerde çok cüzi bir otopark/ayakbastı parası alınıyor. Köy içindeki yürüyüş yolları tamamen ücretsiz. Bazı evlerin alt katları dükkana çevrilmiş, buraları gezerek yerel halktan bal veya el işi ürünler alabilirsiniz.
- Konaklama: Farklı bir gece geçirmek isterseniz, köyün hemen girişinde yer alan lüks kayadan oyma otellerde konaklama imkanınız var. Akşam günübirlikçi turistler çekildikten sonra köyün karanlık çökünce büründüğü sessizliği dinlemek apayrı bir tecrübe.
Doğu Azerbaycan Çevresinde Neler Yapılır?
Kandovan dönüşü doğrudan otele kapanmayın. Tebriz ve çevresi, sizi kültürel dokusuyla günlerce sokaklarında dolaştıracak derinliğe sahip. Şehre indiğinizde, UNESCO korumasındaki dünyanın en büyük kapalı çarşılarından biri olan Tebriz Kapalı Çarşısı’nın baharat ve halı kokan labirentlerinde mutlaka kaybolun. Eski İpek Yolu tüccarlarının konakladığı kervansaray avlularında demli bir çay molası verin.
Gelelim işin lezzet boyutuna. Çarşı esnafının da öğle aralarında sıklıkla tükettiği, ortası tam ceviz ve erik dolgulu, devasa boyutlardaki Tebriz Köftesi kesinlikle masanızda olmalı. Eğer daha doyurucu bir alternatif arıyorsanız, toprak kaplarda uzun saatler boyunca fırınlanan Dizi (Abgoosht) tam size göre. Suyunu ayrı bir kaseye süzüp ekmek doğradığınız, etini ve nohutunu ise ezerek lapa haline getirdiğiniz bu yemek, yorucu bir yürüyüş gününün tüm acısını bacaklarınızdan söküp alıyor.
Kandovan’ın o sarp, taşlık sokaklarında nefes nefese kalıp yorulduğunuz an, köyün en tepe noktalarından birindeki derme çatma çay evlerinden birine oturun. Önünüze gelen ince belli bardaktaki sıcak çayın içine safranlı nabat (nöbet şekeri) çubuğunu daldırıp yavaşça karıştırın. Şeker, çayın içinde altın sarısı bir renk bırakarak yavaş yavaş erirken, aşağıda uzanan taş vadiye ve o asırlık yaşanmışlığa uzun uzun bakın. Çünkü bazen yollara düşmenin en güzel yanı, kamerayı çantaya kaldırıp sadece yüzünüze vuran rüzgarı hissettiğiniz o kısacık dakikalardır.