Ayağımı adaya bastığım an, havada sülfür ve deniz tuzunun birbirine karıştığı keskin bir koku vardı. Rüzgar, kırmızıya çalan incecik bir tozu yüzüme çarpıyordu. Basra Körfezi’nin nemli sıcağında, sırt çantamla limandan uzaklaşırken karşılaştığım manzara, dünyadan çok Mars yüzeyini andırıyordu. Saatler süren sarsıntılı feribot yolculuğunun ardından nihayet o meşhur Yakut Renkli Kumsal boyunca yürümeye başlamıştım. Dalgalar kıyıya vurdukça, sular kan kırmızısı bir köpüğe dönüşüyordu. Ayakkabılarımın tabanına yapışan bu kızıl çamur, aslında dünyanın en tuhaf jeolojik oluşumlarından birine adım attığımın ilk kanıtıydı.
Hürmüz Adası Nedir, Nerededir?
İran’ın güneyine, Hürmüzgan eyaletine bağlı küçücük bir kara parçası burası. Basra Körfezi’nin girişinde, stratejik olarak çok kritik bir noktada yer alıyor. Yüzyıllar boyunca Portekizlilerin, Arapların ve Farsların uğruna kan döktüğü bu ada, günümüzde askeri veya ticari öneminden çok jeolojik yapısıyla konuşuluyor. Adayı dolaşırken Portekiz Kalesi’nin yıkıntıları arasında gezinip o eski ticaret savaşlarının izlerini hala görebiliyorsunuz.
Ancak burayı asıl özel kılan şey, volkanik minerallerin toprağa verdiği o sıra dışı renk paleti. Toprak o kadar yoğun bir kırmızı ki, yerel halk bu demir oksit zengini toprağı (gelak) baharat olarak geleneksel yemeklerinde bile kullanıyor. Gözünüzün alabildiğine kırmızı, sarı ve mor renkli tepelerle çevrili bir coğrafyadan bahsediyorum.
Yakut Renkli Kumsal ve Hürmüz’ün Kızıl Doğası
Dünyada denize girmek için binlerce farklı sahil bulabilirsiniz. Ama ayak bileklerinize kadar kırmızı bir suya girip, ufukta kaybolan kızıl dalgaları izleyebileceğiniz pek fazla yer yok. Adanın güney kıyılarına doğru motosikletle ilerlerken, Yakut Renkli Kumsal aniden karşınıza çıkıyor. Rüzgarın aşındırdığı tuz dağları, sarıdan mora, yeşilden kırmızıya dönen kaya oluşumları zihninizdeki alışılmış “ada” algısını tamamen yıkıyor.
Buraya sadece fotoğraf çekmek için değil, doğanın ne kadar vahşi ve yaratıcı olabileceğini bizzat hissetmek için gelmelisiniz. Sessizlik Vadisi’ne girdiğinizde sesin nasıl aniden yutulduğunu deneyimlemek, Gökkuşağı Vadisi’nde yürüdükçe renklerin birbirine karışmasını izlemek oldukça tuhaf bir his. Kamp çadırınızı kurup geceyi burada geçirdiğinizde, gökyüzündeki yıldızların denizin yakamozuna nasıl karıştığını çok net göreceksiniz. Turist kalabalıklarından uzak, sadece rüzgarın ve dalgaların sesiyle baş başa kalmak isteyenler için burası kusursuz bir kaçış noktası.
Hürmüz Adası İçin Pratik Bilgiler (Hap Bilgiler)
Adaya gitmek biraz ön hazırlık ve planlama gerektiriyor. Kendi seyahatimde edindiğim bazı önemli notları hemen aşağıya bırakıyorum:
- Ulaşım: Buraya en kolay ulaşım Bandar Abbas veya Keşm (Qeshm) Adası üzerinden sağlanıyor. Her iki noktadan da her sabah kalkan feribotlara binerek yaklaşık 45 dakikada adaya ayak basabilirsiniz. Adada araba kiralama yok; ulaşımı “tuk tuk” adı verilen üç tekerlekli motorlarla veya bireysel motosiklet kiralayarak sağlıyorsunuz.
- Zamanlama: Yaz ayları kesinlikle buraya gelmek için uygun değil. Sıcaklık ve nem tahammül sınırlarını aşıyor. En ideal dönem Kasım ile Mart ayları arası. Kış ortasında ince bir tişörtle gezmek oldukça keyifli.
- Konaklama ve Ücretler: Adanın kendisine giriş ücretsiz. Doğal vadileri gezmek için de bir bedel ödemiyorsunuz. Ancak adada büyük lüks oteller aramayın. Geleneksel “eco-lodge” tarzı yerel misafirhanelerde kalabilir veya benim yaptığım gibi çadırınızı alıp sahilde kamp yapabilirsiniz.
Hürmüzgan Çevresinde Neler Yapılır?
Buralara kadar gelmişken seyahati sadece tek bir adayla sınırlamak büyük bir eksiklik olur. Hürmüzgan bölgesi, İran’ın geri kalanından hem kültürel hem de gastronomik olarak çok farklı. Bandari kültürü dediğimiz bu yerel doku, kıyafetlerden yemeklere kadar hemen kendini belli ediyor. Sokaklarda gezerken yüzlerine altın rengi veya siyah, ‘boreqah’ adı verilen geleneksel maskeler takan kadınları göreceksiniz. Kıyafetleri de oldukça canlı renklerden oluşuyor.
Ana karaya, Bandar Abbas’a döndüğünüzde akşam pazarında kurulan tezgahlardan mutlaka baharatlı deniz ürünleri tatmalısınız. Özellikle sac üzerinde yapılan, içine özel balık sosu (mahyaveh) sürülen “tomoshi” ekmeğinin o tuzlu ve çıtır tadı hala damağımda. Zamanınız varsa, feribotla hemen komşu olan Keşm Adası’na geçin. Oradaki Yıldızlar Vadisi ve Chahkooh Kanyonu, bu coğrafyanın size sunacağı diğer devasa jeolojik sürprizler arasında yer alıyor.
Gitmeden Önce Son Bir Tavsiye
Adayı bir günde hızlıca turlayıp dönen çok fazla insan var. Adadaki motorcular sizi sabahtan limandan alıp birkaç saat içinde tüm vadileri koşturarak gezdiriyor ve öğleden sonraki feribota yetiştiriyor. Bunu yapmayın. Vaktinizi geniş tutun, adanın yavaş ritmine ayak uydurun.
Adanın doğusundaki kayalıklarda, güneşin batışına doğru ağır ağır yürüyün. Yanınıza yerel bir fırından aldığınız sıcak ekmeği ve biraz peyniri alın. Güneş ufka yaklaşırken o Yakut Renkli Kumsal üzerindeki uzun gölgeleri ve ışık oyunlarını izleyin. Toprağın rengi koyulaşırken, rüzgarın taşıdığı o hafif tuz tadını dudaklarınızda hissettiğiniz an, bu tuhaf coğrafyayı gerçekten anladığınız an olacak.