Bursa Sansarak Kanyonu: Vahşi Doğada Trekking Rotası

Sabahın erken saatlerinde İznik’in köylerinden yukarı doğru kıvrılırken, camdan sızan çam ağacı ve ıslak toprak kokusu ciğerlerimi dolduruyordu. Şehir hayatının o bitmek bilmeyen gürültüsünü, korna seslerini çoktan geride bırakmıştık. Karşımızda duran yer, öyle herkesin elini kolunu sallayarak girebileceği sıradan bir piknik alanı veya mesire yeri değildi. Çizmeleri çamura batırmayı, buz gibi dağ suyunda yürümeyi göze alanlar için gerçek bir trekking rotası arayışımızın tam merkezindeydik. Sansarak Kanyonu, vahşi yapısı ve pek ayak basılmamış patikalarıyla bizi bekliyordu.

Sansarak Kanyonu Nerede Gizleniyor?

Bursa’nın İznik ilçesine bağlı Sansarak Köyü’nde yer alan bu kanyon, ormanın derinliklerine doğru kavisler çizerek yaklaşık 7 kilometre boyunca uzanıyor. Kanyonun başlangıç noktasına ulaşmak için Osmanlı dönemi sivil mimarisinin izlerini taşıyan, kerpiç ve ahşap evlerin bulunduğu dar sokaklı köyden geçmeniz gerekiyor. Su akıntısının binlerce yılda sert kayaları oyarak şekillendirdiği bu dar vadi, Türkiye’nin en zorlu yürüyüş parkurlarından biri olarak biliniyor.

Köy kahvesinde içtiğimiz tavşan kanı çayın ardından vadiye doğru ilk adımlarımızı attık. Kanyonun içine girdiğiniz an telefon sinyali tamamen kesiliyor. Artık dış dünyayla hiçbir bağlantınız yok; sadece akan suyun şırıltısı, ıslak kayalarda seken adımlarınızın sesi ve kendi kalp atışınızla baş başasınız. Duvarların yüksekliği yer yer öylesine artıyor ki, gökyüzünü ince mavi bir çizgi olarak görüyorsunuz.

Neden Çizmeleri Giyip Bu Kanyona Girmelisiniz?

Eğer doğada sadece düz bir yolda yürümek değil, onunla biraz mücadele etmek istiyorsanız burası tam aradığınız yer. Dev kayaların üzerinden atlarken, bele kadar gelen soğuk sulardan geçerken omuzlarınızdaki tüm stresin suya karışıp gittiğini hissedeceksiniz. Güneş ışınları kanyonun dar ve yosunlu duvarları arasından ancak süzülerek içeri girebiliyor. Bu loş, rutubetli ve serin atmosfer, yaz sıcağının ortasında bile insanı ürperten ama bir o kadar da zihni açan bir his bırakıyor.

İlerledikçe doğanın ne kadar vahşi ve kendi kurallarına sahip olduğunu anlıyorsunuz. Düşmemek için tutunduğunuz bir ağaç kökü veya basmaya çalıştığınız kaygan bir zemin, size anı yaşamayı öğretiyor. Şehirde kaybettiğimiz o hayatta kalma içgüdüsünü, doğanın gücünü kollarınızda ve bacaklarınızda yeniden hissetmek için rotayı buraya çevirmelisiniz.

Sansarak İçin Pratik Hap Bilgiler

Kanyona hazırlıksız gitmek, keyifli geçecek bir günü bir anda eziyete dönüştürebilir. Kendi sırt çantamızda taşıdıklarımızdan ve yol boyunca yaşadıklarımızdan yola çıkarak aklınızda bulunması gerekenleri şöyle özetleyebilirim:

  • Ulaşım: Bursa merkezden İznik’e geçip, oradan tabelaları takip ederek yaklaşık 1.5 saatte şahsi aracınızla Sansarak Köyü’ne ulaşabilirsiniz. Son kilometreler oldukça virajlı ve dar, aracı yavaş kullanmakta fayda var.
  • En İyi Mevsim: İlkbahar sonu ve yaz ayları burası için en mantıklı dönem. Yağışların arttığı ve su seviyesinin göğüs hizasını geçtiği kış aylarında profesyonel ekipman olmadan içeri girmek hayati tehlike taşıyor.
  • Giriş Ücreti: Kanyona giriş tamamen ücretsiz. Herhangi bir turnike, gişe veya güvenlik görevlisi yok. Doğa tüm çıplaklığıyla sizi karşılıyor.
  • Ekipman Şartları: Altı iyi tutunan, suda kaymayan sağlam bir outdoor ayakkabısı kesinlikle şart. Ayak bileğinizi saran bir model burkulmaları önleyecektir. Ayrıca elektronik eşyalarınızı ve yedek kıyafetlerinizi mutlaka su geçirmez bir çanta (drybag) içine koyun. Yüzmek zorunda kalacağınız kısa geçişler var.

Bursa ve İznik Hattında Lokal Tavsiyeler

Kanyon yorgunluğunu atmak için dönüş yolunda rotanızı İznik merkeze çevirmek alınabilecek en güzel karar. Gün boyu buz gibi suda harcanan kalorileri geri almak için İznik Gölü kenarında, güveçte tereyağlı yayın balığı yemenizi şiddetle tavsiye ederim. Üstüne de Ayasofya Orhan Camii civarındaki tarihi çınarların altında okkalı, közde pişmiş bir Türk kahvesi içmek tüm kas ağrılarını anında hafifletiyor.

İkinci Bir Trekking Rotası Arayanlara Özel

Eğer “Benim enerjim bitmedi” diyorsanız ve bölgedeki başka bir trekking rotası daha denemek istiyorsanız, Keramet Köyü civarındaki ılıcalara doğru uzanan doğal patikaları yürüyebilirsiniz. Yürüyüş sonrası kükürtlü doğal termal sulara girmek, bütün yorgunluğu çekip alıyor. Ayrıca biraz daha kuzeye, Uludağ’ın eteklerine doğru giderseniz Kürekli Şelalesi de günübirlik, nispeten daha az su teması gerektiren bir yürüyüş alternatifi olarak aklınızın bir köşesinde bulunsun.

Gitmeden Önce Son Bir Tavsiye

Buz gibi suyu yararak ilerlediğiniz bu yolculukta, kanyonun yaklaşık üçüncü kilometresinde sağ tarafta devasa, oyuk bir kaya kütlesi karşınıza çıkacak. O kayanın üzerine çıkın, sırtınızı serin ve yosunlu duvarlara verin. Fotoğraf çekmeyi, video kaydetmeyi bir kenara bırakın ve sadece durun. Gözlerinizi kapatıp vadinin daracık boğazından esen rüzgarın yüzünüze vuruşunu hissedin. Ayakkabılarınız sırılsıklam olacak, dizlerinizde ufak tefek çizikler kalacak ama arabanıza dönüp ıslak kıyafetlerinizi değiştirdiğinizde hissedeceğiniz o tarifsiz zihinsel dinginlik her şeye değecek. Yanınıza doğaya saygı duyan sağlam bir yol arkadaşı alın ve bu vahşi geçidin tadını çıkarın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir