Korfu limanından kalkan feribotun motor sesi yavaş yavaş azalırken yüzüme vuran ılık ve tuzlu İyonya rüzgarını hiç unutmuyorum. Adaya yaklaştıkça denizin rengi koyu lacivertten, dibini cam gibi görebildiğiniz şeffaf bir tona dönüşüyor. İşte Paxos, tam da bu suyun kenarında kendi halinde yaşayan, telaşsız bir Yunan adası. Motor gürültüsünün yerini ağustosböceklerine bıraktığı bu topraklarda, hayatın ne kadar yavaş akabileceğini bizzat gördüm. Üstelik adanın her köşesine saklanmış o meşhur turkuaz koylar, insana zaman kavramını tamamen unutturuyor.
Paxos Adası Nerededir ve Tam Olarak Nedir?
Yunanistan’ın batı kıyılarında, İyonya Adaları grubunun en küçük üyelerinden biri burası. Korfu’nun hemen güneyinde, ana karadaki Parga’ya ise sadece kısa bir deniz yolculuğu mesafesinde duruyor. Devasa tatil köylerinin veya kalabalık plaj kulüplerinin istila etmediği nadir yerlerden biri olarak kalmayı başarmış. Venediklilerin adaya hükmettiği dönemde dikilen binlerce zeytin ağacı, bugün adanın yeşil kimliğini oluşturuyor. Ada genel olarak üç ana köyden oluşuyor: Başkent sayılan Gaios, minicik limanıyla Loggos ve yatçıların favorisi Lakka.
Gaios limanına girerken, Agios Nikolaos adacığı şehri öylesine doğal bir şekilde perdeliyor ki, son ana kadar köye geldiğinizi anlamıyorsunuz. Dar sokaklarında yürürken burnunuza taze fırınlanmış ekmek, sarımsak ve denizin o kendine has iyot kokusu çalınıyor. Adayı boydan boya kaplayan asırlık zeytin ağaçlarının gölgesinde yürümek, insana garip bir huzur veriyor. Biz adayı keşfederken, bu zeytinliklerin arasından geçen ince toprak yolların eninde sonunda hep denize çıktığını fark ettik.
Rotanızı Neden Paxos’un Turkuaz Koylarına Çevirmelisiniz?
Sadece denize girmek için değil, doğanın kendi ritmine ayak uydurmak için buraya gelmelisiniz. Batı kıyısındaki devasa kireçtaşı falezlerinin altından kiraladığınız küçük bir tekneyle geçtiğinizi hayal edin. Mavi Mağaralar’ın (Blue Caves) içine sızan güneş ışıkları, suyu aydınlatarak kelimenin tam anlamıyla fosforlu bir renge bürüyor. Dalgaların mağara duvarlarına çarparken çıkardığı o tok ses, kulaklık takıp saatlerce dinlemek isteyeceğiniz türden bir melodi.
Buraya geldiğinizde zamanınızı dakikası dakikasına planlamak istemiyorsunuz. Sabah uyanıp en yakın fırından ıspanaklı ve beyaz peynirli sıcak bir spanakopita alarak kendinizi rastgele bir patikaya vurmak en güzel aktivite. Öğleden sonra ise adanın doğu kıyısındaki Kaki Langada veya Marmari gibi bembeyaz çakıl taşlı turkuaz koylar etrafında tuzlu teninizi güneşte kurutuyorsunuz. Gittik, gördük ve o aradığımız sessizliği iliklerimize kadar hissettik. Suyun altına daldığınızda etrafınızı saran küçük balık sürüleri, doğanın burada ne kadar el değmemiş kaldığını kanıtlıyor.
Paxos İçin Hap Gibi Pratik Bilgiler
Adanın ruhunu yakalamak ve sorunsuz bir seyahat geçirmek için bazı lojistik detayları bilmenizde fayda var. Planlama aşaması sandığınızdan çok daha kolay ilerliyor.
- Nasıl Gidilir?: Adada havalimanı bulunmuyor. En mantıklı yol uçakla Korfu’ya geçip, oradan kalkan deniz otobüslerine binmek. Yolculuk yaklaşık bir saat sürüyor.
- Ne Zaman Gidilmeli?: Temmuz ve Ağustos adanın en yoğun olduğu aylar. Eylül sonu veya Haziran başı, denizin hala ılık ama sokakların sessiz olduğu o en tatlı zaman dilimleri.
- Ulaşım ve Araç: Ada oldukça küçük. Tepelik yolları aşmak için motorsiklet veya ATV kiralamak en pratik çözüm. Ayrıca batı kıyısındaki karadan ulaşılmaz plajlar için Gaios limanından ehliyet gerektirmeyen küçük bir tekne kiralamanızı şiddetle tavsiye ederim.
- Maliyetler ve Plajlar: Adadaki plajların neredeyse tamamı halka açık ve girişler ücretsiz. Sadece şezlong hizmeti sunan küçük işletmelerde belirli bir harcama limiti veya kiralama bedeli istenebiliyor; bunun dışında havlunuzu kuma sermekte tamamen özgürsünüz.
İyonya Adaları Ruhu: Paxos Çevresinde Neler Yapılır?
Paxos’a kadar gelmişken adanın hemen dibindeki kız kardeşi Antipaxos’u görmeden dönmek büyük bir hata olur. Gaios limanından kalkan yerel teknelerle sadece 15 dakikada bu minicik adaya geçebiliyorsunuz. Vrika ve Voutoumi plajları, Karayipleri aratmayan pudra inceliğinde kumlarıyla tüm gününüzü çalacak güzellikte. Öğle saatlerinde güneş tam tepedeyken denizin aldığı o parlak turkuaz koylar manzarası, gözlerinizi kamaştırıyor.
Akşam yemeği için Loggos köyüne döndüğünüzde, denize sıfır salaş bir tavernada ahşap sandalyenize kurulun. Burada kesinlikle denemeniz gereken lokal lezzet Bourdeto. Bu, İyonya mutfağına özgü, acı kırmızı biberli ve domatesli koyu bir sosla ağır ağır pişen iskorpit yemeği. Yanında bir kadeh soğuk yerel beyaz şarapla o anın tadını çıkarırken, batan güneşin eski taş evlerin duvarlarına vurduğu kızıl rengi izleyebilirsiniz. Gün batımını izlemek için bir diğer harika nokta ise adanın batısındaki Erimitis kayalıkları; güneş tam denizin üzerinden batarken kireçtaşı uçurumlarının aldığı o turuncu ton hafızanıza kazınacak.
Gitmeden Önce Son Bir Tavsiye
Gaios’tan ayrılacağınız son sabah, herkes uykudayken erkenden uyanın. Limandaki küçük kafelerden birinde sade bir Yunan kahvesi sipariş edin ve sadece balıkçıların geceki avdan dönüp ağlarını temizlemesini izleyin. Paxos, yüksek sesle konuşmayan ama insanda derin izler bırakan o nadir rotalardan. Kendi ritminizi bulduğunuz, her taşın altından denize çıkan patikaları adımladığınız bu adayı mutlaka kendi gözlerinizle görün. İyonya rüzgarının yüzünüzde bırakacağı o hafif tuzlu hissi yanınıza alın ve dönüş yoluna öyle geçin.