Arabanın camını hafifçe araladığınızda içeri dolan çam kokusu, rotanızın doğru olduğunu fısıldar size. Çam ağaçlarının arasından kıvrılarak tepeye tırmanırken, rüzgarın sesi birden değişiyor. Sanki binlerce yıl öncesinden gelen bir kalabalığın uğultusuna dönüşüyor. Motoru susturup arabadan indiğimizde yüzümüze vuran o sert ve serin dağ havası, neden yollara düştüğümüzü tam o an anlatıyor bize. Pisidia Bölgesi sınırları içinde yer alan ve tarih boyunca boyun eğmeyenlerin yurdu olarak bilinen Kremna, yükseklerin mutlak hakimi gibi aşağıda uzanan vadilere bakıyor. Ayaklarımızın altındaki kurumuş çam pürçeklerinin çıkardığı o ince çıtırtı eşliğinde, antik taşların arasında ağır ağır adımlamaya başlıyoruz.
Kremna Antik Kenti Nedir ve Nerededir?
Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Çamlık köyü sınırlarında yer alıyor bu taş kent. Zaten adının hakkını da coğrafyasıyla fazlasıyla veriyor. Antik Yunancada “Kremna” kelimesi tam olarak “uçurum” anlamına geliyor. Haritaya bakıp düz bir ovada, yeşil çimenler üzerinde dizilmiş nizamı sütunlar arayacağınızı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Şehir, üç tarafı derin vadilerle çevrili, denizden bin metreden fazla yükseklikteki bir tepenin tam zirvesine tünemiş durumda.
Hellenistik dönemde temelleri atılan ama asıl şatafatlı günlerini Roma İmparatorluğu döneminde yaşayan bu yerleşim, doğanın sunduğu o muazzam savunma kalkanını ustaca kullanmış. Kendi parasını basacak kadar zenginleşen, döneminin önemli askeri garnizonlarından biri olan şehir, ızgara planlı sokaklarıyla zorlu bir topoğrafyaya meydan okumuş. Bugün o sokaklarda yürürken, mühendislerin taşı taşa nasıl bir inatla ördüğünü görebiliyorsunuz.
Bu Asi Şehre Neden Rotanızı Çevirmelisiniz?
Klasik tatil beldelerindeki aşırı kalabalık, turnikeli ve bol betonlu ören yerlerinden sıkıldıysanız, burası tam bir inziva noktası. Gişelerde uzun kuyruklar beklemiyorsunuz, bir yapının fotoğrafını çekerken kadrajınıza sürekli yabancı turist kafileleri girmiyor. Sadece siz, dağ rüzgarı ve ustalıkla yontulmuş koca taş bloklar var. Bölgedeki diğer popüler antik şehirlere kıyasla daha vahşi, doğayla daha fazla bütünleşmiş, el değmemiş bir karaktere sahip.
Forum alanına doğru yürürken dönemin taş ustalarının o sarp kayalıkları nasıl birer anıtsal yapıya dönüştürdüğünü ellerinizle dokunarak hissediyorsunuz. Özellikle batı kapısındaki devasa sur duvarlarının kalıntılarına yaklaştığınızda, o dönemin çetin kuşatmalarını zihninizde canlandırmak hiç de zor olmuyor. Yosun tutmuş bir sütun başlığının yanına oturup, buranın bir zamanlar ne kadar gürültülü ve canlı bir ticaret merkezi olduğunu hayal etmek, insana zamanın ne kadar hızlı aktığını çok net gösteriyor.
Pisidia Bölgesi’nin Zirvesi İçin Pratik Bilgiler
Burası ana yolların biraz dışında, dağın kalbinde kaldığı için hazırlıklı gitmekte büyük fayda var. Çantanıza mutlaka bolca su, güneş kremi ve sevdiğiniz atıştırmalıkları atın. Çünkü yukarıda alışveriş yapabileceğiniz bir tesis yok.
- Nasıl Gidilir?: Antalya-Burdur karayolunu takip ederken Bucak sapağından içeri, Çamlık köyüne dönmeniz gerekiyor. Köyden sonraki yol biraz virajlı ama asfalt zeminli. Özel araç şart, tepeye kadar çıkan düzenli bir toplu taşıma maalesef bulunmuyor.
- Giriş Ücreti ve Saatler: Şehrin etrafı tellerle çevrili değil, herhangi bir gişe veya turnike sistemi yok. Girişler tamamen ücretsiz. Günün dilediğiniz saati ziyaret edebilirsiniz ama aydınlatma olmadığı için akşam karanlığına kalmamaya özen gösterin.
- Hangi Mevsim?: Yazın tam öğle sıcağında o beyaz antik taşların yansıması oldukça kavurucu olabiliyor. İlkbahar sonu veya sonbahar ayları, hem sararan doğanın renkleri hem de yürüyüş konforu açısından en mantıklı zamanlar.
- Donanım: Yerdeki devrilmiş antik kalıntılar ve çam kozalakları oldukça kaygan olabiliyor. Bileği sıkıca kavrayan, tabanı sağlam bir yürüyüş ayakkabısı burada hayat kurtarır.
Burdur Çevresinde Neler Yapılır?
Dağın zirvesinde rüzgarı dinleyip tarihe doyduktan sonra geziyi tek bir noktayla sınırlamak olmaz. Şehre doğru yöneldiğinizde hem kültürel hem de gastronomik anlamda sizi çok zengin bir rota bekliyor.
Lezzet Durakları: Burdur Şiş ve Ceviz Ezmesi
Dağdan inip Burdur merkezine veya Bucak’a girdiğinizde midenizi şenlendirecek lokal tatlar hemen karşınıza çıkıyor. Önce o meşhur Burdur Şiş için iyi bir esnaf lokantasına oturun. Kıymasındaki sadelik, kısa şişlerdeki sunumu ve kömür ateşinin kattığı o hafif is kokusu, yorucu bir tırmanışın ardından verilebilecek en iyi ödül. Yemeğin üzerine de ince belli bardakta tavşan kanı bir çayla birlikte, taze yapılmış bir ceviz ezmesi sipariş etmeyi sakın atlamayın.
Tarihin Diğer Yüzü: Sagalassos ve İnsuyu
Eğer gününüz henüz bitmediyse, bölgedeki bir diğer devasa antik şehir olan Sagalassos‘a yönelebilirsiniz. Antoninler Çeşmesi’nden hala gürül gürül akan o suyu görmek, Kremna’daki vahşi doğanın aksine daha restore edilmiş bir tarihi dokuyu hissetmenizi sağlar. Alternatif olarak, Türkiye’nin turizme açılan ilk mağarası olan ve sarkıtlarıyla insanı yeraltı dünyasının gizemine çeken İnsuyu Mağarası da bu rotanın en güçlü tamamlayıcılarındandır.
Rüzgara Karşı Bir Mola
Kremna’yı terk etmeden önce, en uçtaki seyir terası gibi duran kayalıklara oturup bacaklarınızı aşağıya doğru sarkıtın. Aşağıda, kilometrelerce uzanan o geniş vadinin derin sessizliğini dinleyin. Binlerce yıl önce buralarda yaşamış bir askerin veya tüccarın da tam aynı taşın üzerinde oturup, aynı vadiye bakarak memleketini düşündüğünü hayal edin. Yola çıkmadan önce termosunuza koyduğunuz o sıcak kahveden bir yudum alın ve saatinizi değil, sadece ufukta yavaşça kaybolan güneşin batışını takip edin. Bazen bir yeri gerçekten anlamak için haritalara bakmak yetmez; o toprağın rüzgarına yüzünüzü dönmek gerekir.