Feribot limana yanaşırken burnumuza çarpan ilk şey, rüzgarın taşıdığı keskin dağ kekiği kokusuydu. Sıradan bir Yunan adasına gelmediğimizi, bulutların arasına karışan yüksek tepeleri gördüğümüzde anladık. Motoru kiralayıp adanın iç kısımlarına saptığımızda ise orman örtüsünün aniden kalınlaştığını fark ettik. Saos Dağı’nın eteklerine doğru yürürken ayaklarımızın altındaki kurumuş yaprakların çatırtısı, birazdan duyacağımız o gürül gürül su sesinin habercisiydi. Bizi buraya asıl çeken şey, yaz sıcağında insanın kanını donduran ama bir o kadar da tazeleyen sularıyla meşhur doğal havuzlar oldu. Burası, doğanın kurallarının geçerli olduğu vahşi bir coğrafya.
Samothraki (Semadirek) Nerededir?
Kuzey Ege’nin en izole noktalarından biri olan Samothraki, idari olarak Yunanistan’ın Evros bölgesine bağlı. Türkiye sınırına oldukça yakın bir konumda yer alıyor. Ana karadan koptuğunuz nokta genellikle Dedeağaç (Alexandroupolis) limanı oluyor. Gemi yolculuğu sırasında arkanızda bıraktığınız Trakya düzlükleri, yerini yavaş yavaş sivri kayalıklara ve dik yamaçlara bırakıyor. Ada aslında tek bir devasa dağdan, Fengari zirvesinden ibaretmiş gibi görünüyor. Antik çağlarda Poseidon’un Truva Savaşı’nı izlediği yer olarak bilinen bu dağ, adanın tüm iklimini ve dokusunu tek başına şekillendiriyor.
Neden Rotalarınıza Eklemelisiniz?
Mavi kubbeli beyaz evler, şezlong savaşları veya lüks sahil kulüpleri arıyorsanız burası size göre değil. Ancak sırt çantanızı alıp doğanın kalbine inmek, ateş başında yeni insanlarla tanışmak ve sınırlarınızı zorlamak istiyorsanız doğru yerdesiniz. Bizim için burayı farklı kılan şey, adanın ticari bir turizm merkezine dönüşmemekteki inatçı tavrıydı.
Yollarda karşınıza aniden çıkan vahşi keçiler, gece kamp çadırınıza vuran rüzgarın uğultusu ve telefonun çekmediği o izole anlar, insanın kendine dönmesini sağlıyor. Toprak yollarda yürürken hissettiğiniz o ham ve işlenmemiş doğa hissi, modern dünyanın gürültüsünden tamamen kopartıyor sizi.
Adanın Damarları: Vathres ve Doğal Havuzlar
Adanın dört bir yanından aşağı dökülen şelaleler, kayaların arasını oyarak “vathra” adı verilen tatlı su göletlerini oluşturuyor. Fonias (Katil) Kanyonu boyunca yaptığımız yürüyüşte, devasa çınarların köklerine tutunarak tırmanmak zorunda kaldık. İlk vathraya ulaştığımızda buz gibi suya atlayan insanların coşkulu çığlıkları yankılanıyordu. Ancak macerayı sevenler için yukarıda her zaman daha fazlası var.
İkinci ve üçüncü havuzlara ulaşmak için kayalara tırmanırken terliyor, ardından kendinizi o sarp kayalıkların arasına gizlenmiş buz gibi sulara bırakıyorsunuz. Doğal havuzlar etrafında oturup ayaklarınızı suya soktuğunuzda, sadece suyun teninizde bıraktığı o iğneleyici soğuğu ve ormanın derin sessizliğini hissediyorsunuz. Güneşin sadece belli saatlerde vurabildiği bu derin kanyonlar, adanın kalbinin attığı yerler.
Pratik Bilgiler: Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
Bu vahşi coğrafyada hayatta kalmak ve anın tadını çıkarmak için birkaç detaya hakim olmak işinizi çok kolaylaştıracak.
- Ulaşım: Dedeağaç (Alexandroupolis) limanından kalkan Zante Ferries arabalı vapurları ile adaya geçiş yapabilirsiniz. Yolculuk yaklaşık 2.5 saat sürüyor. Biletleri özellikle yaz aylarında önceden almak şart.
- En İyi Mevsim: Suyun debisinin yüksek ve doğanın canlı olduğu Mayıs sonu ile Haziran ayları ideal. Ağustos ayında hem kalabalık artıyor hem de şelalelerin suyu azalabiliyor.
- Ücretlendirme: Ormanlık alanlara, şelale rotalarına ve vathralara giriş tamamen ücretsiz. Doğa herkesin kullanımına açık.
- Ekipman: Kaygan zeminlerde tutunmayı sağlayacak kaliteli bir yürüyüş ayakkabısı (trekking botu) hayati önem taşıyor. Sıradan spor ayakkabılarla tırmanmak ciddi burkulmalara yol açabilir.
Evros Çevresinde ve Adada Neler Yapılır?
Adanın bağlı bulunduğu Evros bölgesinin mutfak kültürü, özellikle keçi eti etrafında şekilleniyor. Yürüyüşten döndüğümüzde enerjimizi toplamak için Profitis Ilias köyüne tırmandık. Burada odun ateşinde ağır ağır çevrilen oğlak etinin (Katsikaki) o isli tadı damağımızda uzun süre kaldı. Yanında söylenen taze domatesli Grek salatası ve ev yapımı zeytinyağının kokusu, sadeliğin ne kadar lezzetli olabileceğini kanıtlıyor.
Adanın kuzeyindeki Therma köyü ise, kampçıların ve doğa tutkunlarının buluşma noktası. Kükürt kokusunun tüm sokağa yayıldığı termal kaplıcalarda kaslarınızı dinlendirebilir, ardından köy meydanındaki asırlık çınarların altında oturup buzlu bir frappé yudumlayabilirsiniz. Akşam saatlerinde köy meydanında aniden başlayan gitar melodilerine ve darbuka seslerine eşlik etmek, yerel halkla kaynaşmanın en samimi yolu.
Son Bir İpucu
Güneye inip Pachia Ammos plajında ayaklarınızı incecik kuma basmadan buradan ayrılmayın. Denizin tuzunu teninizde kuruturken arkanızdaki sarp dağlara bakıp buranın ne kadar asi bir ruha sahip olduğunu düşüneceksiniz. Akşamüzeri Chora’nın (merkez köy) dar taş sokaklarında dolaşırken, eski kalenin tepesine çıkın ve rüzgarı yüzünüzde hissederek güneşin denizin ardında kayboluşunu izleyin. Çantanıza her ihtimale karşı bir rüzgarlık, yola çıkmadan önce bolca su ve rotalarda kaybolma cesaretini eklemeyi sakın unutmayın.