Botlarımı bağlarken burnuma gelen ıslak toprak kokusu ve enseme vuran serin rüzgar, birazdan karşılaşacağım o devasa kaya duvarlarının habercisiydi. Romanya’nın kalbi Transilvanya bölgesinde, Kaloşvar (Cluj-Napoca) dolaylarında yürüyüş yaparken insan kendini eski bir masal kitabının içinde gibi hissediyor. Sabahın erken saatlerinde yola çıkıp sislerin arasından ilerlerken, ayaklarımın altındaki taşlık patika beni doğrudan Turda Boğazı’nın derinliklerine soktu. İki yanımda metrelerce yükselen bu devasa kireçtaşı kanyonu, yalnızca görsel bir ziyafet sunmakla kalmıyor. Aynı zamanda vadi boyunca yankılanan kuş sesleri ve aşağıda coşkuyla akan Hesdat Deresi’nin şırıltısıyla sizi anında şehrin gürültüsünden çekip alıyor. Çantanın kayışlarını sıkılayıp ilk asma köprüye adım attığımda, buranın sıradan bir yürüyüş parkurundan çok daha fazlası olduğunu hemen anladım.
Bir Kireçtaşı Kanyonu: Turda Boğazı (Cheile Turzii) Nerededir?
Cluj merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta yer alan Turda Boğazı, yerel halkın deyişiyle Cheile Turzii, doğanın milyonlarca yıl süren sabırlı işçiliğinin bir kanıtı. Hesdat Deresi’nin sert kayaları aşındırarak oyduğu bu kireçtaşı kanyonu, yaklaşık 3 kilometre uzunluğunda bir yarık boyunca uzanıyor. Çevrenizi saran, yer yer 300 metreyi bulan dik yamaçlara bakarken insanın doğa karşısındaki küçüklüğünü iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Yürüyüş rotasına girdiğiniz an, Jura döneminden kalma deniz fosillerinin, nadir görülen yabani sarımsakların ve havada süzülen şahinlerin diyarına adım atıyorsunuz. Burası sadece dümdüz yürüyüp geçeceğiniz bir yer değil. Kayaların arasına gizlenmiş irili ufaklı mağaralar, daralan geçitler ve nehrin iki yakasını birbirine bağlayan tahta köprülerle dolu bir macera sahası. Özellikle sabah saatlerinde vadinin içine çöken hafif pus, o dik kayalıkların daha da heybetli görünmesini sağlıyor.
Neden Rotanızı Buraya Çevirmelisiniz?
Eğer doğa yürüyüşü yapmayı, sırt çantanızı alıp hafta sonunu çam ağaçlarının kokusu eşliğinde geçirmeyi seviyorsanız, burası tam size göre. Üstelik bu kireçtaşı kanyonu içinde yürümek için son derece profesyonel bir dağcı veya tırmanışçı olmanıza gerek yok. Ana parkur oldukça belirgin ve her yaş grubundan insanın rahatça yürüyebileceği şekilde düzenlenmiş.
Daralan patikalarda ilerlerken başınızı yukarı kaldırdığınızda, dik duvarlara tırmanmaya çalışan cesur dağcıları görebilirsiniz. Güneş yavaş yavaş batmaya başladığında kayalara vuran o kızıl ve turuncu ışık, etraftaki yeşilliğin rengini daha da koyulaştırıyor. Kayanın üzerine oturup termostan sıcak bir çay yudumlamak ve sadece rüzgarın sesini dinlemek için bile kilometrelerce yol gelmeye değer. İnsan burada vakit geçirirken, dijital dünyadan tamamen koptuğunu, toprağın ritmine ayak uydurduğunu fark ediyor.
Turda Boğazı İçin Pratik Bilgiler
Yola çıkmadan önce çantaya atılacaklar listesi kadar önemli olan birkaç pratik bilgiyi hemen paylaşayım. Hazırlıklı gitmek, kanyondaki vaktinizi çok daha konforlu hale getirecektir.
- Ulaşım: Kaloşvar (Cluj) şehir merkezinden kiralık bir araçla ortalama 45 dakikada kanyonun girişindeki otoparka varabiliyorsunuz. Toplu taşıma kullanacaksanız, önce otobüsle Turda kasabasına gelmeli, ardından kısa bir taksi yolculuğuyla vadi girişine ulaşmalısınız.
- Zamanlama ve Sezon: Mayıs, Haziran ve Eylül ayları buranın en güzel olduğu zamanlar. Yazın ortasında öğle saatleri taşların sıcağı yansıtmasıyla bunaltıcı olabiliyor. Kışın ise buzlanma nedeniyle patikalar ciddi risk taşıyor.
- Giriş Ücreti: Burası koruma altındaki bir doğa parkı olduğu için girişte cüzi bir bilet ücreti ödeniyor (yaklaşık 5-10 Lei). Kart geçmeme ihtimaline karşı cebinizde mutlaka yerel nakit para bulundurun.
- Ekipman Önerisi: Taşlık ve yer yer nemli alanlardan geçeceksiniz. Bileği sıkıca saran, tabanı kaymayan bir yürüyüş ayakkabısı hayat kurtarır. Ayrıca vadinin içi dışarıya göre daha serin rüzgar aldığından yanınıza mutlaka hafif bir rüzgarlık alın.
Kaloşvar (Cluj) Çevresinde Başka Neler Yapılır?
Kanyondaki uzun yürüyüşün ardından bacaklarınız sızlarken güzel, doyurucu bir yemeği fazlasıyla hak ediyorsunuz. Romanya mutfağı tam anlamıyla bir kalori ve lezzet şöleni. Cluj merkeze veya Turda kasabasına döndüğünüzde, sıcak bir kase Gulaş çorbası kaslarınızı anında gevşetecek. Üzerine sokak tezgahlarından yayılan tarçın kokusunu takip edip fırından yeni çıkmış dumanı tüten bir Kürtőskalács (baca keki) yediğinizde o tatlı yorgunluk yerini keyfe bırakıyor.
Buralara kadar gelmişken rotanıza mutlaka Salina Turda’yı (Turda Tuz Madeni) eklemelisiniz. Yerin yüzlerce metre altındaki bu devasa tuz madeni, bilimkurgu filmlerinden fırlamış bir yeraltı panayırına çevrilmiş durumda. Sabah saatlerinde güneşin altında, vahşi bir kireçtaşı kanyonu içinde yürüyüp, öğleden sonra yerin derinliklerindeki serin bir tuz gölünde kayıkla gezmek insanda harika bir tezatlık hissi yaratıyor.
Ayrılmadan Önce Küçük Bir Tavsiye
Suyun sesini arkanızda bırakıp otoparka doğru ağır adımlarla yürürken, muhtemelen saçlarınızda toprağın kokusu ve zihninizde o sarp kayaların heybeti kalacak. Gitmeden önce size ufak bir tüyo vereyim: Vadinin en darlaştığı noktaya geldiğinizde, nehrin üzerindeki dördüncü ahşap köprünün tam ortasında durun. Gözlerinizi kapatın ve derenin taşlara çarparken çıkardığı o ritmik sesi dinleyin. Rüzgarın kanyonun huni gibi daralan duvarları arasından geçerken çıkardığı ıslığı teninizde hissedeceksiniz. O kısacık an, Transilvanya’nın vahşi ve dokunulmamış doğasıyla aranızda kurulan en sahici bağ olacak.