Khndzoresk Mağara Köyü: Geçmişe Açılan Asma Köprü

Vadinin derinliklerinden yukarıya doğru esen sert rüzgar yüzüme vururken, adım attığım asma köprü her rüzgar hamlesiyle hafifçe sallanıyordu. Aşağıya, o derin uçuruma bakmamaya çalışarak, gıcırdayan ahşap zemin üzerinde yavaşça ilerledim. Khndzoresk Mağara Köyü’ne ulaşmanın tek yolu bu dar, rüzgarlı ve fazlasıyla hareketli geçitten geçmek. Doğanın şekillendirdiği kayaların ve insanlık tarihinin tuhaf bir şekilde iç içe geçtiği bu derin vadide, eskiden insanların o karanlık deliklerde nasıl bir yaşam kurduğunu hayal etmek sarsıcı. Sünik dağlarının kıvrımları arasında kaybolmuş bu taş yerleşimi ağır adımlarla keşfederken, kulağınıza çalınan tek ses vadinin karşı yamaçlarında yankılanan karga sesleri oluyor.

Khndzoresk Mağara Köyü ve Asma Köprü Nerededir?

Ermenistan’ın en güney ucuna doğru indikçe coğrafya sertleşir. Dağlık Sünik bölgesinde, Goris kasabasına yaklaşık 8 kilometre mesafede yer alan Khndzoresk, devasa bir uçurum yerleşimi. Arabadan inip vadiye doğru uzun bir merdiven sisteminden aşağı indiğinizde, manzaranın büyüklüğü karşısında küçüldüğünüzü hissediyorsunuz. Sadece birkaç on yıl öncesine, 1950’li yıllara kadar insanlar aktif olarak bu mağaralarda hayatlarını sürdürüyordu.

Yamaç boyunca yukarıdan aşağıya doğru teraslanmış, birbirine halat merdivenlerle veya dar patikalarla bağlanan binlerce mağara ev düşünün. Bugün eski ve yeni köyü birbirine bağlayan o çelik halatlı asma köprü, bu terk edilmiş hayalet şehre giriş kapısı işlevi görüyor. Vadi tabanına inip yeşillikler arasında kaybolmuş eski kiliseyi ve paslanmış su kaynaklarını incelediğinizde, buranın zamanında okulları, dükkanları olan canlı bir topluluğa ev sahipliği yaptığını anlıyorsunuz.

Neden Buraya Gitmelisiniz?

Çitlerle çevrilmiş, her şeye uzaktan bakmanızı isteyen standart turistik rotaların aksine, Khndzoresk çok daha ham ve dokunulabilir bir yer. Burada her deliğe girip çıkma, eski ocakların isli tavanlarına ellerinizi sürme özgürlüğünüz var. Tarihin dondurulduğu devasa bir açık hava laboratuvarı gibi hissettiriyor. Çimlerin ve yabani otların bürüdüğü patikalarda yürürken aniden bir mağaranın penceresinden vadiyi izlerken buluyorsunuz kendinizi.

Yüksekliğe karşı hassasiyetiniz varsa, 160 metre uzunluğundaki o sallanan köprü üzerinden geçmek ciddi bir adrenalin testi oluyor. Ancak karşıya geçip de o isli, serin mağaraların içine ilk adımınızı attığınızda, geçmişin ağır kokusu burnunuzda tütüyor. Rutubetli toprak, soğuk taş ve dağ kekiği kokusu her yere sinmiş durumda. Burada yürürken sadece bir yeri görmüş olmuyor, o dönemin zorlu yaşam şartlarını bedeninizde hissediyorsunuz.

Pratik Bilgiler (Hap Bilgi)

Bölgeye plan yaparken işinizi kolaylaştıracak, bizzat deneyimleyip not aldığımız bazı detaylar:

  • Ulaşım: Goris merkezden taksi tutmak en mantıklı ve hızlı seçenek. Şoförle anlaşıp sizi otoparkta beklemesini isteyebilirsiniz. Toplu taşıma araçları (marshrutka) vadiye inmiyor, sizi sadece anayolda bırakır ki bu da ciddi bir yürüyüş demektir.
  • Zamanlama: Nisan, Mayıs veya Eylül, Ekim ayları en ideal dönemler. Yaz aylarında vadi çanağı çok kurak ve bunaltıcı derecede sıcak oluyor. Kışın ise dik ve topraklı patikalarda yürümek çamur yüzünden epey tehlikeli bir hal alabiliyor.
  • Giriş Ücreti: Mağara köyü alanı genel olarak bilet kesilen bir yer değil. Alanı dolaşmak ücretsiz. Sadece otopark kısmında veya girişteki ufak kulübede cüzi bir bakım ücreti talep edilebiliyor.
  • Ekipman: Yerler oldukça taşlık, eğimli ve bazen kaygan. Altı kalın, yeri iyi tutan sağlam bir yürüyüş ayakkabısı kesinlikle şart. Vadinin rüzgar koridorunda olduğunu unutmayın, yanınıza ince bir rüzgarlık almayı ihmal etmeyin.

Sünik Çevresinde Neler Yapılır?

Khndzoresk rotasını bitirdikten sonra, tüm gününüzü ayırdığınız Sünik bölgesinde tadını çıkarabileceğiniz başka yerel detaylar da var. Hemen yakındaki Goris kasabası, volkanik tüf kayalarından oluşan ve Kapadokya’daki oluşumları andıran peribacalarıyla tanınıyor. Eski Sovyet tarzı planlanmış geniş sokaklarda gezerken taş mimarili evleri incelemek oldukça keyifli.

Yemek konusunda yerel esnaf lokantalarına veya pazar yerlerine uğrayıp Zhingyalov hats yemeden masadan kalkmayın. İnce açılmış bir hamurun içine doldurulan yirmiye yakın farklı taze otla sacda pişen bu böreğin, damağınızda bıraktığı yoğun bitkisel tat başka hiçbir şeye benzemiyor. Ayrıca Goris halkı ev yapımı sert meyve votkalarıyla, özellikle de dut votkasıyla fazlasıyla övünür. Akşam yemeğinde bir kadeh sipariş etmek, yerel kültüre adapte olmanın sert ama oldukça samimi bir yolu.

Eğer programınızda hala biraz vaktiniz varsa, dünyanın en uzun tersinir teleferiği olan Tatev’in Kanatları ile derin uçurumların üzerinden uçarak Tatev Manastırı‘na geçiş yapın. Sarp kayalıkların ucuna inşa edilmiş bu yapı, coğrafyanın vahşi ruhunu anlamak için rotadaki en iyi duraklardan biri.

Vadiye Karşı Son Bir Tavsiye

Gezinin sonuna yaklaştığınızda, geriye dönmek için o demir halatlı asma köprü üzerine tekrar adım atacaksınız. Tam ortaya geldiğinizde durun, kimsenin geçişini engellemiyorsanız birkaç saniye gözlerinizi kapatın ve sadece metrelerce aşağıda akan suyun sesine odaklanın. Vadiye çarpan rüzgarın uğultusu ve ahşap kalasların gerilirken çıkardığı gıcırtı birleştiğinde, zamanın burada nasıl yavaşladığını tüm hücrelerinizde hissedeceksiniz. Bizim yaptığımız gibi, yanınızda küçük bir termosla kendi demlediğiniz sıcak bir çay bulundurun. Eski köyün sınırındaki o yeşilliklere oturup sessizliğe karşı çayınızı yudumladığınızda, yokuşları tırmanırken hissettiğiniz tüm yorgunluk vadinin rüzgarına karışıp gidecek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir