Yüzünüze çarpan buz gibi bir rüzgar, burnunuzda isli bir odun ateşi kokusu ve ayaklarınızın altında uzanan uçsuz bucaksız Kafkas dağları… Quba’nın sarp yollarını ağır ağır tırmanırken motorun zorlandığını hissediyorsunuz ama tepeyi aştığınız an karşınıza çıkan o taş evler silüeti yoldaki bütün sarsıntılara değiyor. Biz buraya, Azerbaycan’ın en yüksek rakımlı yerleşim yerine, nam-ı diğer Bulutların Üzerindeki Köy sokaklarına ayak bastığımızda zamanın yüzyıllar önce durduğuna yemin edebilirdik. Şehir gürültüsünden, telefon bildirimlerinden ve trafiğin o boğucu kaosundan çok uzaktasınız. Kendi dili, asırlık kuralları ve izole yaşamıyla Xınalıq (Hınalık), insanda salt bir seyahat rotasından çok geçmişe açılan bir kapı hissi uyandırıyor.
Xınalıq (Hınalık) Köyü Nerededir ve Hikayesi Nedir?
Azerbaycan’ın kuzey bölgesinde, Büyük Kafkas Sıradağları’nın tam kalbinde, aşağıdan bakıldığında ulaşılamaz gibi duran bir zirvede yer alıyor. Deniz seviyesinden yaklaşık 2.350 metre yükseklikteki bu taş yapılı tarihi yerleşim, Quba (Kuba) şehrine bağlı. Dik yamaçlara teraslar halinde inşa edilmiş evleri uzaktan izlediğinizde, bir evin damının diğerinin avlusu olduğunu fark ediyorsunuz. Yolların asfaltı bittiğinde başlayan ve uçuruma sıfır devam eden o meşhur toprak yolda hoplaya zıplaya ilerlerken, coğrafyanın o saf çetinliği içinizdeki konfor arayışını tamamen söküp alıyor.
Dağların arasına gizlenmiş bu köyün sakinleri, kendilerini “Ketş” olarak adlandırıyor. Dünyanın başka hiçbir yerinde konuşulmayan, tamamen bu köye özgü yazılı olmayan Ketş dilini günlük hayatta aralarında yaşatıyorlar. Evlerini inşa ederken harç kullanmamışlar; taşları büyük bir ustalıkla üst üste dizerek kışın yalıtım sağlamak için bolca tezekle kaplamışlar. Kafkas dağlarının o sert ve tavizsiz karakteri, aslında bu insanların mimarisine, yüz hatlarına ve yaşayış biçimine de doğrudan yansımış durumda.
Neden Rotanızı Bulutların Üzerindeki Köy’e Çevirmelisiniz?
Sıradan turistik güzergahlardan, kalabalıktan ve birbirinin kopyası olan hediyelik eşya dükkanlarından sıkıldıysanız burası tam aradığınız nokta. Burada gösterişli oteller, zincir kahveciler veya lüks restoranlar aramayın. Onun yerine, kapısında koyunların melediği asırlık taş evler, yanakları rüzgardan kızarmış çocuklar var. Misafiri her daim baş tacı eden, sobasının üzerindeki son çayı sizinle paylaşmaktan çekinmeyen o gerçek ve samimi insanlarla tanışmak bile ruhunuza inanılmaz iyi geliyor.
Sabah erkenden uyandığınızda pencerenizin pervazından içeri sızan sis tabakasını izlemek, kelimenin tam anlamıyla o bulutların üzerindeki köy atmosferini iliklerinize kadar hissettiriyor. Gece çöktüğünde ise gökyüzünde şehirde asla göremeyeceğiniz kadar net ve parlak bir Samanyolu şeridi beliriyor. Sadece rüzgarın ıslığını dinleyerek, yerel halkın koyun yününden kalın çoraplar örerken anlattıkları o eski efsanelere kulak vermek, insanın kendi iç dünyasına dönmesini sağlıyor.
Gitmeden Önce Bilmeniz Gereken Pratik Bilgiler
Kafkasların bu asi coğrafyasına adım atmadan önce biraz hazırlıklı olmak şart. Dağ şartlarına uyum sağlamanızı kolaylaştıracak hap bilgileri yola çıkmadan önce not alabilirsiniz:
- Ulaşım: Bakü’den Quba’ya otobüsle veya paylaşımlı taksilerle yaklaşık 2 saatte ulaşabilirsiniz. Quba merkezinden Xınalıq’a tırmanmak için ise mutlaka 4×4 Lada Niva veya benzeri eski Sovyet arazi araçlarını kiralamalısınız. Dik ve engebeli dağ yolu yaklaşık 1.5 saat sürüyor.
- En İyi Mevsim: Kış aylarında yoğun kar yağışı yolları aylarca dış dünyaya kapatabiliyor. Mayıs ve Eylül sonu arası, karların eriyip doğanın yeşerdiği ve yolların nispeten daha güvenli olduğu en ideal dönem.
- Giriş Ücreti: Köye giriş için herhangi bir bilet almanız gerekmiyor. Ancak köylülerin kendi imkanlarıyla açtığı ufak etnografya müzesini birkaç manat bağış karşılığında gezebilirsiniz.
- Konaklama: Kesinlikle otel konforu beklemeyin. “Qonaq evi” olarak ayrılmış yerel köy evlerinde, soba başında yer yatağında uyuyarak saf bir lokal deneyimi yaşayabilirsiniz.
Quba ve Çevresinde Neler Yapılır, Ne Yenir?
Eğer rotanızı bu kadar kuzeye çevirdiyseniz, Quba’nın kendisine de mutlaka vakit ayırmalısınız. Quba, devasa elma bahçeleri ve sık ormanlarıyla ünlü yeşil bir şehir. Temiz dağ havası iştahınızı açtığında, yörenin o meşhur baharatlı Quba tıxması tatlısını veya taş sacda pişen otlu qutabını tatmadan dönmeyin. Et seviyorsanız, odun ateşinde kendi yağında ağır ağır pişen kuzu sac kavurması aklınızı başınızdan alacak.
Köy dönüşünde, hemen yol üstündeki Qəçrəş (Geçreş) ormanlarına uğrayıp birbirine sarılan ağaçların oluşturduğu o doğal tünelin altından geçebilirsiniz. Gudyalçay kenarına kurulmuş derme çatma çayhanelerde mola verin. Közde demlenmiş kekikli Azerbaycan çayının yanında gelen beyaz kiraz reçelini (ağ gilas mürəbbəsi) yudumlamak yorgunluğunuzu anında kesecektir. Vaktiniz kalırsa, dağ Yahudilerinin yüzyıllardır barış içinde yaşadığı, kırmızı kiremitli evleriyle dikkat çeken Kırmızı Kasaba’nın (Qırmızı Qəsəbə) dar sokaklarında bir yürüyüş yapmanızı öneririm.
Gitmeden Önce Ufak Bir Tavsiye
Dağların zirvesindeki bu sessiz ve zorlu yaşama tanık olurken, telefonunuzun ekranından bakmayı bir anlığına bırakın. Köyün en yüksek noktasına doğru ağır adımlarla yürüyün, rüzgarın vadide yankılanan sesine kulak verin ve derin bir nefes alın. Sırt çantanızda mutlaka kalın bir polar bulundurun; çünkü Ağustos ayının ortasında bile olsanız, güneş battığı an o keskin ayaz omuzlarınıza anında çökecektir. Son olarak, cüzdanınızda ufak banknotlar bulundurarak teyzelerin sattığı el örgüsü yün çoraplardan veya kurutulmuş dağ kekiklerinden almayı unutmayın. Böylece ayaklarınızı sıcak tutarken, o yalıtılmış coğrafyanın emeğine de güzel bir selam çakmış olursunuz.