Bakü’nün o modern ve ışıltılı sokaklarını arkamızda bırakıp güneye, Qaradağ yönüne saptığımızda, coğrafya bir anda sertleşmeye başlıyor. Arabanın camından içeri sızan hafif tuzlu Hazar Denizi kokusu, yavaş yavaş kurumuş toprak ve belli belirsiz bir sülfür kokusuna bırakıyor yerini. Ay yüzeyini andıran o garip, boz ve engebeli araziye adım attığımızda, neden binlerce kilometre aşıp buraya geldiğimizi çok net anladık. Toprağın derinliklerinden gelen boğuk fokurdama sesleri ve gri baloncukların patlarken çıkardığı o ritmik “blop” sesi ilk andan itibaren kulağımızda çınlamaya başladı. İşte tam da burada, Azerbaycan’ın en tuhaf doğa olaylarından biri olan Çamur Volkanları ile yüz yüzeyiz. Kitaplarda okuduğumuz o cansız, durağan kaya oluşumlarından çok farklı bir yer burası. Bastığımız zemin resmen canlı, derinden nefes alıyor ve ağır ağır etrafa gri çamur tükürüyor.
Qobustan (Kopustan) Nedir, Tam Olarak Nerededir?
Qaradağ rayonu sınırları içerisinde, başkent Bakü’ye yaklaşık 60 kilometre mesafede yer alan bu geniş arazi, aslında insanlığın geçmişine açılan devasa bir açık hava müzesi. Çoğu insan burayı sadece jeolojik hareketliliğiyle bilse de, Qobustan asıl ününü taş devrinden günümüze ulaşan petrogliflere (kaya oymalarına) borçlu. Kayaların arasına sıkışan rüzgarın sert uğultusu eşliğinde yürürken, binlerce yıl önce buralarda avlanan, ateş başında dans eden ve inançlarını kayalara kazıyan o kadim insanların çizimlerine dokunur gibi oluyorsunuz. Kayalıkların o devasa boyutu ile insanoğlunun bıraktığı incecik izler arasındaki tezat, zihninizde garip bir saygı uyandırıyor.
Sadece tarihi bir bölge mi? Elbette hayır. Antik insanların yaşam alanı olarak seçtiği bu topraklar, altındaki devasa doğalgaz rezervleri yüzünden sürekli hareket halinde. Yerin metrelerce altındaki gaz sızıntıları, yeraltı sularıyla karışıp yumuşattığı toprağı büyük bir basınçla yüzeye itiyor. Sonuç olarak ortaya, etrafına gri ve yapışkan bir sıvı pompalayan minyatür tepecikler çıkıyor. Qobustan, hem insanlık tarihi hem de yerkürenin bitmek bilmeyen dinamizmi açısından oldukça kompleks bir bölge.
Rotanızı Neden Buraya Çevirmelisiniz?
Eğer birbirinin aynısı kafelerden, standart şehir turlarından veya müzelerdeki kalın cam vitrinlerin ardına hapsedilmiş eserlerden sıkıldıysanız, bu çorak arazi size tamamen farklı, dokunulabilir bir gerçeklik sunuyor. Dünyadaki Çamur Volkanları oluşumlarının neredeyse yarısı Azerbaycan sınırları içinde bulunuyor. En aktif, en gürültülü ve en ulaşılabilir olanları da tam olarak şu an bahsettiğimiz bu güzergahta yer alıyor. Orada durup gri tepelerden aşağı yavaşça süzülen çamurun o yoğun dokusunu elinizle hissettiğinizde, doğanın mekaniğine hayran kalıyorsunuz.
Aklınıza hemen lav püskürten, yanına yaklaşılamayan kavurucu ateş dağları gelmesin. Bu volkanların püskürttüğü çamur tamamen soğuk. Hatta yaz aylarında yöre halkı buraya gelip, cilt hastalıklarına iyi geldiğine inandıkları bu gri sıvıya boylu boyunca girerek şifa arıyorlar. Çorak ve ıssız arazinin ortasında, yüzleri gözleri tamamen kurumuş gri çamura bulanmış neşeli insanları görmek yüzünüzde ister istemez bir tebessüm oluşturuyor. O insanların kahkahaları, toprağın ritmik fokurdama sesine karışıp gidiyor.
Qobustan Çamur Volkanları İçin Pratik Bilgiler
Buraya gitmek için yola çıkmadan önce zihnen hazırlanmanız ve bilmeniz gereken birkaç kritik detay var. Her şeyden önce ayakkabılarınızın ciddi şekilde kirlenmesini göze alın, aracınızda yedek bir ayakkabı bulundurmak günün sonunda en büyük teselliniz olabilir.
- Ulaşım ve Lada Deneyimi: Bakü’den otobüslerle Qobustan kasabasına rahatça ulaşabiliyorsunuz. Ancak volkanlara giden yol asfalt değil, bol çukurlu ve tozlu bir toprak yol. Kasaba merkezinde bekleyen eski Sovyet dönemi Lada marka araçları kullanan yerel şoförlerle anlaşıp pazarlık yapmanız şart. O tozlu, krater gibi çukurlarla dolu yollarda hurda bir Lada ile zıplaya zıplaya yolculuk yapmak turun en heyecanlı kısmı.
- Ne Zaman Gidilmeli?: İlkbahar ayları veya sonbaharın başları burayı görmek için tartışmasız en iyi zamanlar. Yazın ortasında bölgede kavurucu ve nemli bir sıcak oluyor, yüzeydeki çamur çatlakları tamamen kuruyarak yürümeyi sert bir çileye dönüştürüyor. Kışın ise Hazar’dan esen dondurucu rüzgarlar ve her yerin vıcık vıcık bir çamur deryasına dönmesi gezi hevesinizi anında kırabilir.
- Giriş Ücretleri: Milli Park statüsündeki ana alanda bulunan kaya resimleri müzesine girmek için cüzi bir miktar ücret (ortalama 10-15 Manat civarı) ödüyorsunuz. Ancak taksicilerle sarsıntılı bir yolculuk yaparak ulaştığınız o açık arazideki asıl volkanik alana girmek için hiçbir bilet veya ücret gerekmiyor.
Qaradağ Çevresinde Neler Yapılır, Ne Yenir?
Qobustan turunu bitirip merkeze doğru dönüşe geçtiğinizde muhtemelen saçınızdan ayakkabınıza kadar ince bir toza bulanmış, üstelik fena halde acıkmış olacaksınız. Qaradağ bölgesi, denize kıyısı olması sebebiyle özellikle balık kültürü açısından epey zengin. Yöre halkının sıkça tükettiği, Hazar Denizi’nden taze çıkan “Kütüm” balığını tandırda ya da mangalda denemenizi şiddetle öneririm. Balığın o hafif isli tadı, bütün gün yuttuğunuz tozu silip süpürüyor.
Yemeğin üzerine lokal Azerbaycan ritüelleri devreye girmeli. İnce belli bardakta sunulan, bol kekikli veya karanfilli demli bir çay söyleyin. Yanında mutlaka beyaz kiraz veya ceviz reçeli isteyip çayı kıtlama usulüyle için. Meyvenin o yoğun şekeri ve çayın kekremsi tadı, günün tüm fiziksel yorgunluğunu söküp alıyor.
Karnınızı doyurduktan sonra Bakü’ye dönüş yolunda Bibiheybet Camii’ni de rotanıza ekleyin. Sovyetler döneminde tamamen yıkılıp yıllar sonra aslına uygun olarak yeniden inşa edilen bu mimari, denize nazır avlusuyla soluklanmak için harika bir yer. Ayrıca yol boyunca uzanan devasa, paslı eski petrol kuyularının mekanik bir ritimle inip kalkmasını izlemek, insanda distopik bir filmin setinde geziniyormuş hissi uyandırıyor.
Küçük Bir Yeraltı Fısıltısı
Tepelere tırmanıp kayalıkların ve kraterlerin arasında yalnız başınıza yürürken, lütfen kulaklığınızı takıp dış dünyadan kopmayın. Sadece durun. Rüzgarın o bol delikli kayalardan geçerken çıkardığı doğal melodiyi ve yeraltındaki gazın, çamur tabakasını yararak yüzeye çıkarken çıkardığı o anlık, boğuk patlama sesini dinleyin. Yerkürenin frekansını yakalamak tam olarak böyle bir şey.
Volkanik tepelerin yanına kadar yaklaştığınızda, elinizi o soğuk, gri ve yapışkan sıvıya daldırmaktan sakın çekinmeyin. O çamur kuruduğunda teninizde bıraktığı o gergin hissi deneyimlemek, bu sert coğrafyayı fiziksel olarak hissetmenin en kestirme yolu. Ve en önemlisi, sizi oraya götürecek olan taksiciyle o dar Lada’nın içinde pazarlık yaparken gülümsemeyi, hal hatır sormayı eksik etmeyin. Azerbaycan’da içten ve sıcak bir muhabbet, paradan çok daha hızlı kapı açar ve size başkalarının bilemeyeceği hikayeler kazandırır.