Tiflis’in o karmaşık ve hareketli yapısını ardımızda bırakıp doğuya doğru yola koyulduğumuzda, havanın giderek serinlediğini ve camdan içeri süzülen rüzgarın hafif bir üzüm şırası kokusu taşıdığını fark ettik. Virajlı yolları tırmanıp o tepeye vardığımızda karşımıza çıkan manzara, kırmızı kiremitli çatıları ve işlemeli ahşap balkonlarıyla bir İtalyan kasabasını andırıyordu. Burası Gürcistan’ın meşhur Aşk Şehri Sighnaghi. Gece yarısı evlenmeye karar veren çiftlerin bile soluğu burada aldığını duyduğumuzda önce şaşırmış, sonra o arnavut kaldırımlı sokaklarda yürürken buranın neden bu unvanı taşıdığını çok iyi anlamıştık. Ayakkabılarımızın taş sokaklarda çıkardığı seslere, açık pencerelerden sokağa taşan piyano tınıları eşlik ediyordu.
Sighnaghi Nedir, Nerededir?
Başkent Tiflis’in yaklaşık 110 kilometre doğusunda, üzüm bağlarıyla çevrili uçsuz bucaksız Alazani Vadisi’ne tepeden bakan küçük, yavaş tempolu bir kasabadayız. Gürcistan’ın ana şarap üretim üssü olan Kaheti bölgesinin tam kalbine konumlanmış durumda. Yüksek rakımı sayesinde etrafındaki dümdüz vadiye adeta bir kartal yuvası gibi tepeden bakıyor.
Kasabanın etrafını saran 18. yüzyıldan kalma, dört kilometre uzunluğundaki devasa savunma duvarı boyunca yürürken, rüzgarın taşıdığı o hafif isli toprak kokusunu içinize çekiyorsunuz. Kafkas Dağları’nın o dumanlı, karlı silüeti ufuk çizgisinde devasa bir duvar gibi karşınızda duruyor. Gerçekten de yıllanmış, sararmış bir fotoğraf karesinin aniden renklendiği bir illüzyonun içinde dolaşıyor gibi hissediyorsunuz.
Gürcistan’ın Aşk Şehri Rotalarında Neden Kaybolmalısınız?
Biz buraya sadece popüler noktaları işaretleyip dönmek için gelmedik. Sokak aralarında kaybolmak, yerel halkın o telaşsız ritmine ayak uydurmak istedik. Sighnaghi’ye Aşk Şehri denmesinin çok somut, yasal bir sebebi var: Kasabadaki nikah dairesi günün 24 saati, haftanın 7 günü açık. Yani gecenin bir yarısı aniden hayatını birleştirme kararı alan bir çift buraya gelip o imzayı anında atabiliyor. Sokaklarda ellerinde çiçeklerle dolaşan telaşlı ve mutlu çiftlere rastlamak burada sıradan bir salı günü rutini.
Ancak bizi asıl çeken şey bu romantik bürokrasiden ziyade, sokakların barındırdığı o çiğ, işlenmemiş doğallık oldu. Duvarlardan sarkan asma yapraklarının gölgesinde oturup kendi halinde çay içen yaşlı teyzeler, yolda karşınıza çıkan, başını okşamanızı bekleyen dost canlısı sokak köpekleri… Bir de tabii ki o binlerce yıllık şarap kültürünün sokaklara sinmiş o yoğun, mayhoş aroması var. Kadeh sesleri, sofra başı neşesi burada günün her saati birbirine karışıyor.
Sighnaghi İçin Pratik Bilgiler
Yola çıkmadan önce işinize yarayacak, bizzat deneyimlediğimiz bazı hap bilgileri cebinize koymakta fayda var:
- Ulaşım: Tiflis’teki Samgori istasyonundan kalkan “marshrutka” (eski tip ortak minibüs) ağını kullandık. İstasyonun o kaotik ama işleyen yapısı içinde doğru minibüsü bulmak kolay oldu, şoförler oldukça yardımcı. Yolculuk yaklaşık iki saat sürüyor. Dağ yollarında sallantılı bir deneyim istemezseniz, paylaşımlı taksiler veya özel araç kiralama daha konforlu bir seçenek.
- Zamanlama: Biz sonbaharda, Eylül sonu gibi gitmeyi tercih ettik. Gürcülerin meşhur bağ bozumu şenliği olan Rtveli tam bu döneme denk geliyor. Tüm kasaba taze sıkılmış üzüm suyu kokuyor ve inanılmaz bir hasat telaşı yaşanıyor. İlkbahar ayları da sıcaklıkların sokakları yürüyerek arşınlamak için elverişli olduğu diğer güzel alternatif.
- Ücretler ve Bütçe: Kasabanın taş sokaklarında dolaşmak, kilometrelerce uzayan o tarihi surlara çıkıp kulelerden etrafı izlemek tamamen ücretsiz. Sadece müzeler, şarap tadım atölyeleri ve Bodbe Manastırı’ndaki bağış kutuları için yanınızda bir miktar nakit Lari (GEL) bulundurmanız yeterli olacaktır.
Kaheti Çevresinde Neler Yapılır: Lokal Tavsiyeler
Bu zengin coğrafyaya kadar gelmişken sadece tek bir merkeze sıkışıp kalmak doğasına aykırı olurdu. Kaheti, baştan başa toprağa, üzüme ve ağır ateşte pişen yemeklere adanmış bir rota.
Küp Şaraplarının İzinde (Qvevri)
Toprağın altına gömülü kilden yapılmış devasa küpler olan Qvevri içinde şarap yapımı, Gürcistan’a özgü 8.000 yıllık bir gelenek. Fabrikasyon üretimden ziyade, kasabanın etrafındaki küçük aile işletmelerinin loş mahzenlerine daldık. Toprağın altından çıkarılan şarabı yerinde inceledik. Ev sahiplerinin gururla ikram ettiği o kehribar rengi şarabı yudumlarken, genzi yakan ama bir o kadar da meyvemsi, hafif topraksı tadı uzun süre damaklarımızdan silemedik.
Lokal Lezzet Molası
Sokakları arşınlamaktan midemiz kazındığında, gösterişli restoranlar yerine salaş, esnaf tipi lokantalara yöneldik. Ceviz ezmesi, sarımsak ve nar taneleriyle hazırlanan patlıcan rulosu Badrijani Nigvzit masanın assolistiydi. Odun ateşinde pişen, sulu sulu domuz veya dana etinden yapılan geleneksel Mtsvadi şişlerinin o isli lezzeti, yanında tandır benzeri derin fırınlardan taze çıkmış kano şeklindeki Shoti ekmeğiyle birleşince ortaya bambaşka bir şey çıkıyor. Sokak aralarındaki tezgahlardan, ipe dizili ceviz ve üzüm pekmeziyle yapılan tatlı sucuk Churchkhela alıp yürürken atıştırmak da ritüelin bir parçası.
Bodbe Manastırı
Kasaba merkezine sadece iki kilometre uzaklıkta, çam ve selvi ağaçlarının arasına gizlenmiş Bodbe Manastırı yer alıyor. Hafif yokuşlu bir yoldan yürüyerek ulaştığımız bu kompleks, Aziz Nino’nun anıt mezarına ev sahipliği yapıyor. Buradaki sessizlik o kadar yoğun ve saygılı ki, rüzgarın ağaç dallarında çıkardığı o hafif hışırtıyı ve uzaklardan gelen kuş seslerini net bir şekilde duyabiliyorsunuz.
Dönüş Yoluna Geçmeden Önce Küçük Bir Sır
Sighnaghi’den ayrılmadan hemen önce, şafak henüz sökmeden kalkıp o tarihi surların en uç noktasına doğru yürüyüşe geçtik. Gecenin o serin, yüzü yalayan ayazı yavaş yavaş kırılırken, güneşin devasa Alazani Vadisi ve ardındaki karlı Kafkas Dağları üzerinden ağır ağır doğuşunu izledik. O an sadece bir manzaraya bakmak değil; köklü bir toprağın, bir ülkenin ruhunun uyanışını hissetmek gibiydi. Eğer yolunuz buralara düşerse, sabahın o ilk ışıklarında elinizde sıcak bir kahve veya bir kadeh Saperavi ile o soğuk taş duvarlara yaslanın. Vadinin uyanışına kendi gözlerinizle şahit olmadan bu şehre veda etmeyin.